Haklarını alabilmek için babanın yetersiz bir ebeveyn olduğunu kanıtlamamız gerekiyor. | Open Subtitles | إلغاء الوصاية يتطلب إثباتاً أن والدك أبٌ غير كفؤ |
Değerli vatandaşlarım, yetersiz bir cumhurbaşkanı oldum. | Open Subtitles | ماذا سيقول؟ مواطني الأعزاء، لقد كُنت رئيسًا غير كفؤ. |
Bak, Marco konferans odasında gördüğüm yetersiz bir baba değildi. | Open Subtitles | (انظر يا (ماركو ما رأيته في تلك الغرفة لم يكن والداً غير كفؤ بل رأيت والداً يحب إبنه |
İklim Bakanı beceriksiz bir zampara. | Open Subtitles | وزير المناخ أمير الديوان فاسق غير كفؤ |
Kayınbiraderim beceriksiz bir doktor tarafından öldürüldü... | Open Subtitles | نسيبي قتل بواسطة طبيب غير كفؤ |
Beceriksizmişim gibi. | Open Subtitles | شخص غير كفؤ. |
Uygun olmayan bir anne olmalısın. | Open Subtitles | لا بد أنها أم غير كفؤ |
Yani yetersiz bir adamı terfi ederek suçlu konumuna siz düştünüz. | Open Subtitles | ترقيه رجل غير كفؤ كانت خطاء |
Et taşıyan beceriksiz bir kamyon sürücüsüyüm. | Open Subtitles | انا سائق شاحنة لحوم غير كفؤ |
Beceriksizmişim gibi. | Open Subtitles | شخص غير كفؤ. |
Uygun olmayan bir anne değilim! | Open Subtitles | لست أماً غير كفؤ |