Pastanın nasıl dilimlendiğinden bahsetmek, pastayı nasıl daha da büyütebileceğimizi düşünmekten daha az müsbet, daha az iyimser hissetmemize yol açıyor. | TED | إنه شعور أقل إيجابية، أقل تفاؤلا، للحديث عن كيف قسمت الكعكة بدلاً من التفكير في كيفية جعل الكعكة أكبر. |
Çalışmamda insanların nasıl ilgileneceğini ve harekete geçeceğini düşünüyorum. | TED | خلال عملي، أفكر في كيفية جعل الناس تفكر وتعمل |
Fikrin ilçe veya kasabada nasıl yürüyebileceğine bakan bilgilendirici bir program başlatıyorlar. | TED | يبدؤون بتشغيل برنامج للتوعية يبحث في كيفية جعل هذا يعمل في الواقع في المدينة. |
Artık diğerlerinin nasıl mutlu olabileceğini düşüneceğim. | TED | سوف أفكر في كيفية جعل الاخرين سعداء . |