O kadının söylediği bir şeye inanmak için bir nedenim yok. | Open Subtitles | أنا ما كان عندي سبب لإعتقاد أيّ شئ تلك الإمرأة قالت. |
Hayır, ama kaçırıldıklarına inanmak için güçlü sebeplerimiz var. | Open Subtitles | لا، لكنّ لدينا سبب قوي لإعتقاد بأنّهم أخذوا |
Bu akşam burada bir cinayet işlendi ve katilin sizin çöplükte bulduğunuz kadının katiliyle aynı kişi olduğuna inanmak için sebeplerimiz var. | Open Subtitles | أي قتل حدث هنا في وقت سابق من هذا المساء، ونحن عندنا سبب لإعتقاد ذلك هو إرتكب من قبل نفس الشخص... الذي قتل الإمرأة بأنّك وجدت. |
Hıristiyanlığa inanarak yetiştirilmem, ikiyüzlülük gibiydi. | Open Subtitles | أنا رفعت لإعتقاد المسيحية كان مرادف بالنفاق. |
Azıcık bile olsa kazanma şansımız olabileceğine inanarak kendimizi kandırıyoruz sanki. | Open Subtitles | السيد، أعتقد نحن كنّا نخدع أنفسنا لإعتقاد نحن كان عندنا حتى الفرصة الأشدّ صغرا لفوز هذه. |
- Bir şeye inanmak için para almıyorum. | Open Subtitles | - لست ذو راتب لإعتقاد أي شيء. |