Dinle doktor. Binbaşı kötüleşiyor. Şimdi bir şey yapmak zorundayız. | Open Subtitles | حالة الميجور تزداد سوءا لابد أن نفعل شيئا الآن |
Resmi olarak, kilise filmleri kınıyor. Öyle yapmak zorundayız. | Open Subtitles | علنًا، الكنيسة تدينهم، لابد أن نفعل |
Resmi olarak, kilise filmleri kınıyor. Öyle yapmak zorundayız. | Open Subtitles | علنًا، الكنيسة تدينهم، لابد أن نفعل |
Sahip olduğumuz bu biyokütle ile bir şeyler yapmamız gerekiyor. | TED | لابد أن نفعل شيئا حيال الكتلة الحيوية التي نملكها. |
Bu işin arkasındaki insanları durdurmak için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. | Open Subtitles | لابد أن نفعل ما في وسعنا لإيقاف من يدبرون لهذا |
Bu iyice yerleşti, birşeyler yapmak lazım. | Open Subtitles | عندما تتحسن الأوضاع, لابد أن نفعل شيئاً بخصوصه |
- Değil. Bunu yapmak zorundayız. | Open Subtitles | أنها ليست كذلك لابد أن نفعل هذا |
Bu konuda bir şeyler yapmak zorundayız. | Open Subtitles | لابد أن نفعل شيئاً حيال الأمر |
Bunu yapmak zorundayız. | Open Subtitles | لابد أن نفعل هذا |
Bir şeyler yapmak zorundayız. | Open Subtitles | لابد أن نفعل شيئاً |
Bunu yapmak zorundayız. | Open Subtitles | لابد أن نفعل هذا. |
Bunu yapmak zorundayız. | Open Subtitles | لابد أن نفعل ذلك يا رفاق. |
Evet, bunu yapmamız gerekiyor. | Open Subtitles | نعم، لابد أن نفعل هذا |
Jack Bauer ve Paul Raines'in bulunması için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor. | Open Subtitles | لابد أن نفعل ما بوسعنا (للعثور على (جاك باور) و(بول رينز |
Ona yardım etmek için bir şey yapmak lazım. | Open Subtitles | لابد أن نفعل شئ لمساعدته |