Bir restoran açmayacaksan bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | أنصت ، لو لم تقم بعمل المطعم فأنت إذن لا تستحق هذا |
Üzgünüm Datak. bunu hak etmiyorsun. Hiçbiriniz hak etmiyorsunuz. | Open Subtitles | أنا آسفة، داتاك أنت لا تستحق هذا ولا أحد منكم |
- Islanacak şimdi... - Bırak. Sen bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | اتركها عليك اللعنة أنت لا تستحق هذا المال |
Bir şey diyeyim mi, annesiyle olan ilişkim buna Değmez. Hey, dur bir dakika. | Open Subtitles | سأخبرك شيئاً علاقتي مع والدته لا تستحق هذا |
Carl Lee bütün hayatını hapiste geçirebilir. Ailesi bunu hak etmiyor. | Open Subtitles | ربما يقضي (كارل لي هيلي) حياته في السجن عائلته لا تستحق هذا |
bunu hak etmiyorsun. Güvenli değilsin. | Open Subtitles | انت لا تستحق هذا انت لست في أمان |
Ne kadar kızgın olsam da sen bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | لا يهم ما مدى غضبي أنت لا تستحق هذا |
Sen bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | وأنت لا تستحق هذا. |
bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | أنت لا تستحق هذا |
Sen bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | وأنت لا تستحق هذا. |
bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | أنت لا تستحق هذا. |
bunu hak etmiyorsun, Hakim Merrick! | Open Subtitles | ! (لا تستحق هذا أيها القاضي (ماريك |
Max, sen bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | (ماكس) أنت لا تستحق هذا, أتفقنا؟ |
bunu hak etmiyorsun. | Open Subtitles | لا تستحق هذا |
Bak, bunu hak etmiyorsun ama seni aşk acısı çekmekten kurtarayım. | Open Subtitles | - إسمع ، أنت لا تستحق هذا ، |
O her kimse, buna Değmez. - Daha fazla katılamazdım. | Open Subtitles | أينما تكون فهي لا تستحق هذا أتفق معك بشدة |
O buna Değmez. Hadi gidip eğlenelim. | Open Subtitles | فهي لا تستحق هذا دعــنا فقط نذهب ونستمتع بالأمر |
Maddie bunu hak etmiyor, anladın mı? | Open Subtitles | مادي لا تستحق هذا اوكي ؟ |
bunu hak etmiyor. | Open Subtitles | إنها لا تستحق هذا |