Denek, sağladığımız verinin gerçek zamanlı borsa verisi olduğunu bilmiyor, aslında hisse alıp satma kararı veriyor. | TED | هو لا يعرف أن ما نغذيه من بيانات هي بيانات فورية من سوق الأسهم، لكنه يتخذ قرارات بيع وشراء. |
En azından, artık burada yaşamanın imkansız olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | لذا، فهو لا يعرف أن الحياة هنا أصبحت الآن مستحيلة |
12 yaşına giriyor. Henğz dünyanın sert ve adaletsiz bir yer olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | سيصل لسن الثانية عشر، وهو لا يعرف أن العالم قاسِ وظالم |
Köpeklerin insanın gerçek dostu olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | و لا يعرف أن الكلاب صديق وفي للإنسان |
En iyisi, çaldığımız adam orada olduğunu bile bilmiyor. | Open Subtitles | وأفضل ما في الأمر، أن الشخص صاحب المنزل لا يعرف أن هذا الحائط له وجود حتى |
Köpeklerin insanın gerçek dostu olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | و لا يعرف أن الكلاب صديق وفي للإنسان |
O, herkesin benim peşimde olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | "إنه لا يعرف أن الجميع تقريباً يسعون خلفي" |
Jerry içinde kafein olduğunu bilmiyor ama. | Open Subtitles | (جيري) لا يعرف أن هناك كافيين في "مورنينغ ثاندر" |
Biliyorum, en iyi tarafı da: Rex, Hooch'un çılgın olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | أعرف, وأفضل جزء في الموضوع أن (ركس) لا يعرف أن (هوتش) مجنون! |
Nina Myers'ın kontrolümüzde olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | لا يعرف أن (نينا مايرز) الآن تحت تحكمنا |
Nina Myers'ın kontrolümüzde olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | لا يعرف أن (نينا مايرز) الآن تحت تحكمنا |
Anne, konuşmamız lazım. - Dierk çocuklarım olduğunu bilmiyor. | Open Subtitles | -ديرك) لا يعرف أن لدي أولاد) |
Ted, Sutton'ın ikizi olduğunu bile bilmiyor. | Open Subtitles | تيد " حتى لا يعرف " أن " ساتن " لديها توأم |
Sam, çocuk bunun illegal bir iş olduğunu bile bilmiyor. | Open Subtitles | إنّه لا يعرف أن ما تفعلوه هو غير قانوني يا (سام)ا |