Buna alışkın değilim. Buna hazır değilim. | Open Subtitles | و أنا لست معتادة على ذلك ولست جاهزة لذلك |
- Tüm bunlara alışkın değilim. - Teyzen bu tip durumlarda tam bir uzman sayılır. | Open Subtitles | ـ لست معتادة علي كل هذا ـ خالتك خبيرة بهذه المناسبات |
Kız arkadaş muamelesine alışkın değilim, arada bir olabilir-- | Open Subtitles | و انا لست معتادة على ان أكون الحبيبة معك, و الذي لا بأس به بين فترة و أخرى. |
Benim için de oldukça küçük düşürücüydü, o türden insanlarla uğraşmağa alışık değilim. | Open Subtitles | كان اذلالاً لي ايضا انا لست معتادة على التعامل مع أناس من صنفه |
Kovboy filmlerini sevdiğimi itiraf etmeye alışık değilim. | Open Subtitles | حسناً ، أنا لست معتادة على الاعتراف لكني أحب الافلام الغربية |
Gecenin ikisinde sarhoş erkekleri evime almak gibi bir alışkanlığım yoktur. | Open Subtitles | لست معتادة على السماح لرجال مخمورين بالدخول لمنزلي عند الساعة الثانية صباحاً |
Bilmiyorum, alışkın değilim sadece sanırım. | Open Subtitles | . لا أعلم ، أنا فقط لست معتادة على هذا ، أعتقد |
Aynaya baktığımda kendimi bok çuvalı gibi görmeye alışkın değilim. | Open Subtitles | انا فقط لست معتادة للنظر في المرأة وارى نفسي في قمة القبح |
Tuvalet dışında bu kadar büyük ceset görmeye alışkın değilim sadece. | Open Subtitles | لست معتادة على رؤية جثث بتلك الكبر وليست في المرحاض |
Sessizde olduğunu sanıyordum. Böyle uzun süren çok sıkıcı şeylere dikkatimi vermeye alışkın değilim, tamam mı? | Open Subtitles | ظننت أنه على الصامت لست معتادة على الاشياء الطويلة والمملة ، حسنٌ ؟ |
İşler kötü giderken etrafımda birileri olmasına alışkın değilim. | Open Subtitles | لست معتادة على تجمع الناس بالقرب عندما تسوء الأمور |
İnsanların yemeğimi bölmesine pek alışkın değilim. | Open Subtitles | أنا لست معتادة على من يقاطعني خلال تناولي العشاء |
Ve danstan. alışkın değilim fazla. | Open Subtitles | ومن الرقص ايضا، لست معتادة عليه |
Çığırından çıkan işlere alışık değilim. | Open Subtitles | انا لست معتادة على ان علاقاتى الغرامية تنجح |
Biliyorum, sıcak olması gerek, ama alışık değilim işte. | Open Subtitles | أعلم أنه من المفروض أن يكون هكذا ولكنني لست معتادة عليه |
Sadece sizin el ele tutuşmanızı görmeye alışık değilim. | Open Subtitles | أنا فقط لست معتادة على رؤيتكم يا رفاق ممسكين بأيدي بعض |
Ben bu reklam konusunda heyecanlıyım, ama etrafta bu kadar çok insanla film çevirmeye pek alışık değilim. | Open Subtitles | أنا متحمسة بشأن عمل دعاية لكني لست معتادة على عمل فيديوهات مع أناس كثر حولي |
Yeni insanlarla tanışmaya alışık değilim, dolayısıyla nasıl davranacağımı pek bilemiyorum. | Open Subtitles | لست معتادة على مقابلة ناس جدد لم أعد أجيد التصرف |
Biliyorum, biliyorum. Ben sadece, bu tanımadığınla randevu olayına alışık değilim. | Open Subtitles | أعلم، أعلم، إنني فقط لست معتادة على أمور المواعدة المفاجئة |
İnsanları öldürülmeleri için toplama alışkanlığım yoktur. | Open Subtitles | انا لست معتادة على مطاردة البشر |
Bay Denham şunu bilmenizi isterim ki yabancılardan sadaka yada bana ait olmayan... şeyleri alma alışkanlığım yoktur. | Open Subtitles | -سيد (دانون ) أريدك أن تعلم أنني لست معتادة على تقبل الصدقات من الغرباء -كل ما يهم هو أخذ أشياء ليست لي |