Evet biliyorum. Benim için ihtimaller pek iyi değil. | Open Subtitles | أجل فالتوقعات ليست رائعة بالنسبة لي |
Kampanyanız iyi değil demiyorum, sadece... | Open Subtitles | ليس أن فكرة المخيم ...ليست رائعة ، إنها فقط |
Korkarım haberler pek iyi değil. | Open Subtitles | أخشى أنها أخبار ليست رائعة |
Bir milyon dolar havalı değil. Havalı olan ne? | Open Subtitles | مليون دولار ليست رائعة أتعرف ما هو الرائع؟ |
Bira şimdi pek havalı değil, değil mi? | Open Subtitles | البيرة ليست رائعة جداً الآن، أليس كذلك؟ |
Bu yüzden görselleri okuma yeteneğiniz sadece harika değil, aynı zamanda benim sanatımı mümkün kılan şey. | TED | وهكذا، مهاراتكم في قراءة الصور ليست رائعة فقط، بل إنها ما تجعل فني ممكنًا. |
Şey harika değil ama iyi. | Open Subtitles | إنها رائعة. حسنٌ, ليست رائعة, وإنما جيّدة. |
Sandığın kadar iyi değil. | Open Subtitles | ليست رائعة بقدر ما تعتقد |
Sue'yu tanırım, o kadar da iyi değil. | Open Subtitles | أعرف سو إنها ليست رائعة |
Artık yukarıda işler pek iyi değil. | Open Subtitles | الآن، الأمور ليست رائعة هناك. |
- Katılıyorum. Hiç iyi değil. | Open Subtitles | -أوافقك الرأي، ليست رائعة جداً |
Sonuçlar çok iyi değil ama-- | Open Subtitles | ...الأرقام ليست رائعة ولكن |
Çok iyi değil. | Open Subtitles | ليست رائعة |
Pek iyi değil. | Open Subtitles | ليست رائعة |
"Kankalık, kandan gelir" kadar havalı değil, biliyorum ama o zamanlar daha basitti durum. | Open Subtitles | أعلم أنّها ليست رائعة كـ "الأخوة، قبل العاهرات" ولكن وقتها كان كل شيءٍ بسيطاً إذاً من سيحظى بها ؟ |
Dürüst olma gerekirse, hayatım, hayır, havalı değil. | Open Subtitles | في الحقيقة يا حبيبتي لا، ليست رائعة |
havalı değil. | Open Subtitles | تلك الفتاه ليست رائعة |
Bu mekan harika değil, ben de harika değilim, çünkü hiçbir şey harika değil. | Open Subtitles | هذا المكان ليس رائعاً وأنا لست رائعة لأن الأمور ليست رائعة |
harika değil, ama çok kötü de değil. | Open Subtitles | إنها ليست رائعة لكنها ليست فظيعة. أنظروا إلى هذا. |