Tüm bunları kendimi iyi hissettirmek için yaptığını biliyorum fakat Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | أنا أعلم أنك تحاول أن تكون لطيفاً معي وكل شي لكن ليس عليك ذلك |
Eh, artık Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | حسناً، ليس عليك ذلك بعد الآن. |
Bunu yapmak zorunda değilsin, ama teşekkürler. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك ولكن شكراً |
Yanımda olmak istediğini biliyorum ama Buna gerek yok. | Open Subtitles | اعلم انك تريد ان تكون هنا لكن ليس عليك ذلك |
Buna gerek yok. Sana kanıtlayacağım. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك سأبرهن لك ما أقوله |
- Gelmek istemiyorsan mecbur değilsin. | Open Subtitles | إذا كنت لا تريد القدوم ، ليس عليك ذلك |
Hayır, Bunu yapmak zorunda değilsin... | Open Subtitles | لا "جو" ليس عليك ذلك |
- Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك |
Bunu yapmak zorunda değilsin. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك |
Amca, Buna gerek yok! - Haydi oradan. | Open Subtitles | أوه، خالي ليس عليك ذلك هيا بنا فقط |
Önemli değil. Buna gerek yok. | Open Subtitles | لا بأس ليس عليك ذلك |
- Ama Buna gerek yok. | Open Subtitles | -ولكن ليس عليك ذلك |
Buna gerek yok. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك |
- Buna gerek yok. | Open Subtitles | ليس عليك ذلك |
Beni sikine takmıyorsun, çünkü mecbur değilsin. | Open Subtitles | أنت لا تكترث لأمري، لأنه ليس عليك ذلك |
Aptal olma, mecbur değilsin. | Open Subtitles | لا تكن سخيفاً، ليس عليك ذلك |