Tek yapması gereken bebek doğana kadar kendine iyi bakmasıydı. | Open Subtitles | كل ما عليها فعله هو الاهتمام بصحتها حتى ولادة الطفل |
Sürmesini, delmesini veya yapması gereken şeyi söylemek. | TED | لنخبرها أن تدفع أو تثقب أو نخبرها أيّاً كان ما عليها فعله. |
O yapması gerekeni yaptı, bende benim yapmam gerekeni yapacağım. | Open Subtitles | سوف تفعل ما عليها فعله و انا سأفعل ما علي فعله. |
Anlıyorum. Berbat bir hayatı vardı, o da yapması gerekeni yaptı. | Open Subtitles | فهمت ذلك, فهمت ان الحياة سيئة لذا هي فعلت ما عليها فعله |
Hayatınıza karışmak istemem veya onun yaptıklarına ama "Kader böyleymiş," deyip unutamam bunu. | Open Subtitles | لا أريد أن أتدخل فى حياتك أو ما عليها فعله لكنِ لا أستطيع |
Hayatınıza karışmak istemem veya onun yaptıklarına ama "Kader böyleymiş," deyip unutamam bunu. | Open Subtitles | لا أريد أن أتدخل فى حياتك أو ما عليها فعله لكنِ لا أستطيع فقط ترك هذا للقدر |
Hadi ama Cherly, tek yapması gereken biraz kurabiye yemesi ve gülümsemesi. | Open Subtitles | بحقك شيريل كل ما عليها فعله هو اكل البسكويت و الابتسام |
Hadi yapma, tek yapması gereken eğilmek. | Open Subtitles | هيا كل ما عليها فعله هو الانحناء وسأشم شعرها |
Tek yapması gereken senden bir ısırık almak. | Open Subtitles | انظر, كل ما عليها فعله ان تأخذ عضة واحده منك و |
Bu yolla, yapması gereken tek şey yılda bir ya da iki kere oraya gidip, iğne olmak. | Open Subtitles | هكذا سيكون ما عليها فعله هو المجيء مرة أو مرتين سنوياً وأخذ الحقنة |
Tek yapması gereken, alıcının transfer ettiği paradan birkaç bin dolar çekmek. | Open Subtitles | كلّ ما عليها فعله هو سحب بضعة آلاف من الملايين التي يرجّح أنّ المشتري حوّلها خارجيّاً |
- Kısacası, bir kadın yapması gerekeni yapmalı. - Sen ne yaptın? | Open Subtitles | على المرأة أن تفعل ما عليها فعله |
Şef, yapması gerekeni yaptı. | Open Subtitles | و هي فعلت ما عليها فعله |
Quinn yapması gerekeni yapıyor. | Open Subtitles | كوين تفعل ما عليها فعله |