Sonra bana yetenekli olduğumu söyledi ve gösteride yer almak için sınava girmemi istedi. | Open Subtitles | وقالت لي أنّي موهوب وطلبت مني أن أخضع لتجربة الأداء للمسرحيّة. |
Sonra bana gücümü harcamamam gerektiğini söyledi. | Open Subtitles | وقالت لي أنه ليس علي إهدار طاقتي |
Geçen gece annem elimi tuttu ve dedi ki, acı son durak değil. | Open Subtitles | الليلة الماضية نمت مع والدتي وقالت لي أن الالم ليس نهاية الحياة |
ve dedi ki eğer onunla bir daha görüşürsem bana zarar verecekmiş. | Open Subtitles | وقالت لي ألّا أكلمها مجددًا وإلّا ستؤذيني |
13 yaşındaydı, bir arkadaşımın kuzeniydi ve bana evleneceği adamla gelişigüzel tanıştığını söyledi. | TED | كانت في الثالثة عشر من عمرها، كانت صديقة ابنة عمي الصغيرة وقالت لي بعفوية أنها التقت بالرجل الذي ستتزوجه. |
Bir gün, annem evi temizlerken gardolaptan metal bir kutu çıkardı ve bana verip dedi ki: | Open Subtitles | في يوم من الأيام كانت أمي تنظف المنزل أخجت علبة معدنية من الخزانة وأعطتني إياها، وقالت لي: |
ve ordaki son günümde, bir kız bana geldi ve dedi ki, "senle tanıştığım ilk anı hatırlıyorum." | TED | وفي أخر يوم لي هناك، جاءت لي فتاة وقالت لي " أنا أتذكر المرة الأولى التي قابلتك فيها " |
O dokuz yaşındayken bana öldürmeyi düşündüğünü söyledi ve dedi ki kendisi çoktan ölmüştü. | Open Subtitles | عندما كانت بالتاسعة من عمرها وقالت لي أنها كانت تفكر بقتلي... وقالت أنها ميتة فعلاً |
Sonra gitti, iki kez kontrol etti ve dedi ki : | Open Subtitles | فتحققت من الأمر وقالت لي: |
Döndü, turuncu pantolonunu çıkardı, bacaklarını tamamen iki yana açtı ve bana: | Open Subtitles | إنقلبت وخلعت سروالها البرتقالي فتحت ساقيها على اتساعهما وقالت لي |
Tren istasyonunda annem gözlerimin içine baktı ve bana küçük kardeşime göz kulak olmamı | Open Subtitles | في المحطة امي نظرة في وجهي وقالت لي بأن أعتني بأخي الصغير |
ve bana benim gibi sevimli çocukların kafalarını fikirlerle doldurmaması gerektiğini söyledi. | Open Subtitles | وقالت لي: الولد الجميل مثلك لايجب أن يملئ رأسه بالخزعبلات. |