Aslına bakarsan çok fazla nefret ediyor... Eğer düşecek olursa, yalnız başına düşmeyecek. | Open Subtitles | إنه يكره ذلك كثيراً، إذا تعرض للإعتقال فإنه لن يذهب السجن بمفرده. |
Aslına bakarsan çok fazla nefret ediyor... Eğer düşecek olursa, yalnız başına düşmeyecek. | Open Subtitles | إنه يكره ذلك كثيراً، إذا تعرض للإعتقال فإنه لن يذهب السجن بمفرده. |
Kimseye söylemez, bundan nefret eder. | Open Subtitles | انه لا يخبره لأحد على الإطلاق، إنه يكره ذلك |
Tavsiyen için sağ ol bayan. Ama o bundan nefret eder. | Open Subtitles | ولكنه يكره ذلك وعليّ أن أتعايش معه. |
Heydrich, Prag'ın iyi insanlarının ona bahşettiği lakaptan nefret ediyordu. | Open Subtitles | (هايدري)، من الواضح أنّه يكره ذلك الاسم الذي منحني إيّاه سكّان (براغ) الطيّبون |
Ve Victor'ın da alerjisi var. | Open Subtitles | وفيكتور ، يكره ذلك |
Kendi canını da korsanlarla birlikte feda edebilecek kadar nefret ediyor hem de. | Open Subtitles | إنه يكره ذلك جداَ .ولايهمه لو مات فى ذلك |
Yemeğe geç kalmamdan nefret ediyor. | Open Subtitles | انه يكره ذلك عندما أكون متأخراً على وجبة العشاء |
O adamdan neden bu kadar nefret ediyor? | Open Subtitles | لماذا يكره ذلك الرجل إلى هذه الدرجة؟ |
Oradan nefret ediyor, değil mi? Kim etmez ki? | Open Subtitles | إنه يكره ذلك المكان اللعين أليس كذلك ؟ |
Evet, ben de. Ben ona Spencer diyorum. nefret ediyor. | Open Subtitles | (أجل ، أنا أيضاً ، أناديه بـالـ(سبينس إنه يكره ذلك |
Herkes o aptal hırbodan nefret ediyor | Open Subtitles | الكل يكره ذلك الوغد |
Chandler bundan nefret eder. | Open Subtitles | أنا أيضا! تشاندلر يكره ذلك. |
İdefiks bundan nefret eder. | Open Subtitles | Idefix يكره ذلك. |
O bundan nefret eder. | Open Subtitles | إنه يكره ذلك. |
O fareden gerçekten nefret ediyordu. | Open Subtitles | إنه يكره ذلك الفأر حقًّا |
Bundan nefret ediyordu. | Open Subtitles | كان يكره ذلك. |
Ve Victor'ın da alerjisi var. | Open Subtitles | وفيكتور ، يكره ذلك |