Bu yeni servet kaynağını anlamanın anahtarı neredeyse hepimizin cebinde taşıdığı bir şeyde gizlidir. | Open Subtitles | السبيل لفهم هذا المصدر الجديد للثروة يكمن في داخل شيء نحمله جميعا في جيوبنا |
Hâlâ servet avcısı olduğunu kanıtlayabiliriz. | Open Subtitles | مازال يمكننا إثبات أنها منشدة للثروة |
Şık, klas ve zenginliğin gösterişinden etkilenirler. | Open Subtitles | إنهم يستجيبون للفئة و الأناقة . و عرض هادئ للثروة |
Yerlileri öldürdüler ve El Dorado sınırsız zenginliğin olduğu bir fantaziyi temsil etmek üzere günümüze kadar geldi. | Open Subtitles | لذا قاموا بقتل جميع المواطنين وأصبح " إلدواردو " تمثيل للثروة الهائلة التي لا حدود لها |
"Bir insan iblisle Zenginlik, güç ya da başka bir yarar için pazarlık yaparsa, karşılığında ilk doğan erkek çocuğu vermelidir. | Open Subtitles | بأنه إن قام البشري بصفقة مع الشيطان للثروة القوة أو أي فوائد أخرى يجب أن يتخلوا عن أول مولود ذكر |
Körfez şehirlerinin zenginliğinin en uç ifadesi Dubai'dir. | Open Subtitles | أفضل تعبير للثروة في المدن الخليجية هو في دبي |
* Çoktan şimdiye kadar * | Open Subtitles | ? للثروة التي ينبغي ? |
Onlar servet elde etmek için, biz ise Tanrı için geldik. | Open Subtitles | جاءوا للثروة. لقد جئنا من أجل الله. |
Önce korunmak için ve sonra da servet için onu kullanacağız. | Open Subtitles | سنستغله.. للملجأ وبعدها للثروة .. |
Bence Jessica bir servet avcısı. | Open Subtitles | اعتقد أن جيسيكا منشدة للثروة |
Bu zenginliğin gasp edilmesidir. | Open Subtitles | انه إغتصاب للثروة. |
- Evet. Bu, Sita'nın heykeli. Zenginlik tanrısı. | Open Subtitles | هذا معبود من سيتا، ألوهية للثروة |
Zenginlik ve bolluk ne kadar güzel bir manzara. | Open Subtitles | ونحضر مستلزمات وفيرة ! يا له من عرض للثروة والبذخ |
Ama siz Batı zenginliğinin size kendiniz olma ve yaptıklarınızı yapma hakkı verdiğini söylüyorsunuz. | Open Subtitles | أعني، أنك قلت ذلك هذا أعطاك القدرة لتكون من أنت عليه، وتفعل ما تفعله كنتيجة مباشرة للثروة الغربية |
* Çoktan şimdiye kadar * | Open Subtitles | ? للثروة التي ? |