Bir vatandaş öbür vatandaşa yardım etti, ve kurumlar da burada kilit bir rol oynadı. | TED | إذن فمواطن ساعد مواطنا آخر، لكن الحكومة لعبت دورا محوريا هنا. |
Hayat fenomeni üstündeki ışığı örtmeye çalışan bilim bile bu korkuyu evrimleştirmede önemli rol oynadı. | Open Subtitles | حتى العلم لعبت دورا كبيرا في إثارة هذا الخوف. |
Alman askeri aygıtlar çok önemli bir rol oynadı bu devrimde. | Open Subtitles | حسنا، المستشارين العسكريين الألمان لعبت دورا حاسما. |
Birkaç yüz yıl geçmişe gidersek, bir mikrobiyoloji araştırması antiseptik tekniklerinin gelişimine yol açmıştı ve bu da hastaların ameliyat sonrası hayatta kalmasında büyük rol oynadı. | TED | لو عدنا للوراء بضع مئات من السنين، فإن دراسة علم الأحياء الدقيقة أدّت إلى تطور تقنيات التعقيم المستخدمة، والتي لعبت دورا كبيرًا في ضمان بقاء المرضي أحياء بعد إجراء العمليات الجراحية. |