Seni seviyorum. Fotoğraf çekiyorsun ama hâlâ basacak bir yerin yok. | Open Subtitles | أحبك تظل تلتقط الصور ليس لديك مكان لتحميضها وطبعها |
Gidecek özel bir yerin yok, değil mi? | Open Subtitles | ليس لديك مكان لتذهب اليه أليس كذلك؟ |
Dönecek hiçbir yerin yok. Tom, sen bundan daha güçlüsün. | Open Subtitles | ليس لديك مكان لتعود اليه توم انت اقوى من هذا |
Bitti artık. Yorgunsun ve gidecek hiçbir yerin yok. | Open Subtitles | لقد انتهى الأمر ، أنت متعب و ليس لديك مكان تذهب إليه |
Gidecek yeriniz yok diye, yer verdik yemek verdik, maaş verdik. | Open Subtitles | منحتكِ مكان تعيشين فيه و أطعمتكِ و أعطيتكِ راتبا لأنه ليس لديك مكان تذهبين أليه |
Gidecek bir yeriniz kalmadı. | Open Subtitles | ليس لديك مكان تتوجه له من فضلك دعني أمر |
Burada kalamazsın. Yatacak yer yok. | Open Subtitles | ولكن لا يمكنك البقاء هنا، ليس لديك مكان للنوم. |
Vazgeç. Gidecek bir yerin yok. | Open Subtitles | استسلم ليس لديك مكان لتلجأ اليه |
Gerçekten gidecek başka bir yerin yok. | Open Subtitles | انت ليس لديك مكان آخر لتذهب اليه ؟ |
- Senin gidecek bir yerin yok. | Open Subtitles | ليس لديك مكان للذهاب أليه ، ألا للخارج |
Gidecek bir yerin yok, değil mi? | Open Subtitles | ليس لديك مكان تأوي إليه, صحيح؟ |
Gidecek hiç bir yerin yok. | Open Subtitles | ليس لديك مكان تذهبون إليه الآن |
Ve tuhaf davranıp başlamazsa, gidecek hiçbir yerin yok. | Open Subtitles | وإذا كانت تبدأ بتصرف غريب، ليس لديك مكان تذهب إليه. |
Gidecek hiçbir yerin yok, Yüzbaşı. | Open Subtitles | ليس لديك مكان هنا أيها الكابتن. |
Gidecek hiçbir yerin yok. | Open Subtitles | ليس لديك مكان لتذهب إليه |
Gidecek hiçbir yerin yok. | Open Subtitles | ليس لديك مكان تذهب إليه |
"Artık pazarları gidecek bir yeriniz yok". | Open Subtitles | والآن ليس لديك مكان تزورونه يوم الأحد |
Hâlâ gidecek bir yeriniz yok. | Open Subtitles | فانت ليس لديك مكان تذهب اليه |
Gidecek bir yeriniz kalmadı. Lütfen geçmeme müsaade edin. | Open Subtitles | ليس لديك مكان تتوجه له من فضلك دعني أمر |
Kaçabileceğin bir yer yok! | Open Subtitles | ليس لديك مكان لتذهب إليه |