| Bu kadar ileri gitmesine izin verdiğim için üzgünüm. | Open Subtitles | هاك، أنا آسف أنّني تركت الأمر يصل إلى هذا الحدّ |
| Seni orada bıraktığım için üzgünüm. Etrafımdaki insanlar ölmeye başladı. | Open Subtitles | مرحباً، آسف أنّني تركتكِ هناك، فالناس يميلون للموت حولي. |
| Fazla irtibata geçemediğim için üzgünüm. | Open Subtitles | وأنا آسف أنّني... لم أبقَ على تواصل معك. |
| Bak bu ağabeylik işlerinde pek iyi değilimdir. İkram edecek süt ve kurabiye olmadığı için özür dilerim. | Open Subtitles | أنظر ، لستُ بارعاً بأمور الأخ الأكبر، آسف أنّني لا أملكُ لبناً أو كعكاً ، لأقدمه لكَ. |
| O zaman, seni öldürmeye çalıştığım için özür dilerim; senin dediklerine göre. | Open Subtitles | حسنا، أنا آسف أنّني حاولت قتلك وفقا لكلامك على أية حال |
| Hayır. Seni Depo 13 röportajından alıkoyduğum için özür dilerim. | Open Subtitles | كلا، آسف أنّني أبعدتكِ عن مقابلة مغادرتكِ للمستودع 13. |
| Geri aramadığım için üzgünüm. | Open Subtitles | آسف أنّني لم أعاودك الاتصال. |
| Seni görevden aldığım için üzgünüm. | Open Subtitles | آسف أنّني رفضتُ طلبكِ. |
| Sana bunları yaşattığım için üzgünüm. | Open Subtitles | آسف أنّني جعلتكِ تمرين بهذا. |
| Sana bunları yaşattığım için üzgünüm. | Open Subtitles | آسف أنّني جعلتكِ تمرين بهذا. |
| Vedalarda iyi olamadığım için üzgünüm. | Open Subtitles | "آسف أنّني لا أستطيع القيام بالوداع." |
| Sana o müdahaleyi yaptığım için özür dilerim. | Open Subtitles | آسف أنّني أجبرتك "على قبول "التدخّل |
| Arkandan iş çevirdiğim için özür dilerim. | Open Subtitles | آسف أنّني لاحقت بكِ. |
| Seni dinlemediğim için özür dilerim. | Open Subtitles | آسف أنّني لم أنصت إليكِ. |
| Bağırdığım için özür dilerim. | Open Subtitles | حسناً، آسف أنّني صرخت. |
| Evet, yapığım gıcıklıklar için özür dilerim. | Open Subtitles | -أجل، آسف أنّني كنتُ حقيراً . |