| Bunu yapmak zorunda olduğum için Üzgünüm. Concha ile konuştum. | Open Subtitles | أنا آسف كان يجب أن أقوم بهذا تكلّمت مع كونشا |
| Üzgünüm siz kesici kardeşlerin dostumun kafasını kesmesine izin vermeliydim. | Open Subtitles | أنا آسف, كان علي ترك الأخوان الحديديان يقتلعان رأس صديقي |
| Buna zorladığımız için Üzgünüm Andy. | Open Subtitles | أنا آسف كان علينا أن وضعت لكم من خلال هذا، أندي. |
| Radyo açıktı. Özür dilerim, televizyon açıktı. | Open Subtitles | كان الراديو مفتوحا أنا آسف كان التليفزيون مفتوحا |
| Kusura bakma da sana bakacak kadar da ölmedik. | Open Subtitles | أوه ، أنا آسف كان هناك سوء فهم أتربن، في الحقيقة أنا وسيم للغاية |
| Mace, Üzgünüm. Önce senin yapmana izin vermeliydim. | Open Subtitles | أنا آسف كان يجب علي أن أتركك تقوم بذلك أولا |
| Üzgünüm, girmeliydim ve kayboldun sandım | Open Subtitles | آسف. كان لا بدّ أن أذهب أنت تبدو مفقودا في مكان ما. |
| Dedektif. Üzgünüm. Bir şeyler söylemeliydim, ama susmuyordu ki. | Open Subtitles | محقق، آسف كان يجب أن أقول شيئاً لكنها لم تصمت |
| Dedektif. Üzgünüm. Bir şeyler söylemeliydim, ama susmuyordu ki. | Open Subtitles | محقق، آسف كان يجب أن أقول شيئاً لكنها لم تصمت |
| Tamam haklısın, Üzgünüm. Telefonu açmam gerekirdi. | Open Subtitles | حسناً، أنت محق، أنا آسف كان يجب أن ارد عليك |
| Kötü bir gün geçirdiğin için Üzgünüm. Benimki de o kadar heyecan verici değildi. | Open Subtitles | آسف كان يومك سيئا و يومي لم يكن رائعاً أيضاً |
| Herkese yalan söylemek zorunda kaldığın için Üzgünüm. | Open Subtitles | آسف كان لابد أن تكذب ِ على الجميع بمثل ذلك |
| Bu koşullar altında o kadar yolu gelmek zorunda kaldığınız için Üzgünüm. | Open Subtitles | أنا آسف كان لديك لتأتي على طول الطريق إلى هنا في ظل هذه الظروف. |
| Seni alıkoyduğum için Üzgünüm, ama NSA'in bulaşması riskini alamazdım! | Open Subtitles | أنا آسف كان لا بدّ لي أن أوقفك لكنّي لم أستطيع أن أخاطر بتدخل الامن القومي |
| - Hızlı olduğu için Üzgünüm. | Open Subtitles | أنا أعتقد اني مستعد. أنا آسف كان سريع جدا. |
| Bunu görmek zorunda kaldığın için Üzgünüm,Ollie. | Open Subtitles | أنا آسف كان لك أن ترى ذلك، تم تصنيفه رقم. |
| Bundan dolayı Özür dilerim. Bu iyi olacak. | Open Subtitles | أنا آسف كان لا بدّ أن أحدث هذا لكن هذا سيكون جيد |
| Özür dilerim, bu konuyla daha önce ilgilenmeliydim. | Open Subtitles | أنا آسف كان يجب أن أعتني بهذا الأمر بوقت أسرع |
| Kusura bakma haber vermemiz gerekirdi. | Open Subtitles | انا آسف , كان من المفترض ان يخبرك ذلك احد |
| Tıpkı dediğin gibi oldu. Kusura bakma, sana haber vermeliydim. | Open Subtitles | تماماً كما قلت، إنني آسف كان عليّ أن أعلمك |