| - Üzgünüm Çavuş, şimdi konuşamam. - Ne demek istiyorsun? | Open Subtitles | أنا آسف لا يمكنني التحدث الآن مالذي تعنيه بهذا ؟ |
| - Bana söyleyebilirsin... - Üzgünüm, değiştiremem. | Open Subtitles | يمكنك أن تخبرني أنا لا أعرف , أنا آسف لا أستطيع |
| Bakın, Üzgünüm ama kardeşliğe katılmak gibi bir düşüncem yok. | Open Subtitles | أنظر أنا آسف لا أعتقد أن لدي الرغبة للأنضمام للجمعية |
| Dayanamayacağım, Üzgünüm ama tahamülüm kalmadı! | Open Subtitles | لا أستطيع تحمل هذا، أنا آسف.. لا أستطيع التحمل |
| Kusura bakma. ovunmek istemem, cunku ovunmekten hoslanmam, ama dogruya dogru. | Open Subtitles | آسف. لا أريد التبجح لأن هذا ليس من شيمي، لكنه صحيح. |
| Bu çok kabaydı. Kusura bakma, O'nu kontrol edemiyorum. | Open Subtitles | ذلك وقح جداً , أنا آسف , لا أستطيع السيطرة عليه |
| Kusura bakmayın çocuklar, burada durmak yasak. İzleme alanı şu tarafta. | Open Subtitles | أنا آسف لا يمكنكم البقاء هنا إن بقائكم هنا غير آمن و أنت أيضاً يا سيدي |
| Yapalım mı? Kusura bakmayın çocuklar, burada durmak yasak. İzleme alanı şu tarafta. | Open Subtitles | أنا آسف لا يمكنكم البقاء هنا إن بقائكم هنا غير آمن و أنت أيضاً يا سيدي |
| - Üzgünüm bu tekrardan yaranı deşmiştir. | Open Subtitles | يا إلهي أنا آسف لا بد أنهم جرفوك للأمر مجددًا |
| - Üzgünüm, şu anda konuşamam. | Open Subtitles | ــ آسف , لا أستطيع الحديث الآن |
| - Eller yukarı. - Üzgünüm, bunu yapamam. - Neler oluyor, Chuck? | Open Subtitles | ارفعوا أيديكم - أنا آسف لا أستطيع القيام بذلك - |
| Üzgünüm ama seni bu şekilde izleyemem. | Open Subtitles | أنا آسف لا استطيع ان اكون معك و انت هكذا |
| Eğer diğer adamlarla birlikteyse, Üzgünüm ama buna inanmam, gerçekten inanmam. | Open Subtitles | اسمع.. كنت أعرف أنها كانت تحبني وإن كانت تواعد آخرين فأنا آسف لا يمكن ان اصدق ذلك.. |
| Üzgünüm, ama bu bilgiyi dışarıya veremem ama senin için onu arayabilirim. | Open Subtitles | آسف لا أستطيع أن أخبرك به و لكن يمكنني أن أتصل بها لك |
| Kusura bakma, çok şık bir yer öneremedim. | Open Subtitles | أنا آسف لا استطيع التفكير بمكان أكثر كلفة |
| Kusura bakma, boynunun etrafındaki kurumsal bağ yüzünden seni duyamıyorum. | Open Subtitles | آسف لا يمكنني سماعك .. وأنت ترتدي ربطة موظفين الشركات على عنقك |
| Kusura bakma, seni almaya gelemedim annemle babamı havaalanından almaya gidiyorum. | Open Subtitles | . آسف لا يمكنني أن أصطحبكِ . أنا ذاهب إلى المطار لإحضار أمي و أبي |
| Kusura bakmayın ama kimse bundan emin olamaz. | Open Subtitles | آسف لا أظنّ أنّه بوسع أيّ كان أن يتيقن من ذلك قطّ |
| Hayır. Kusura bakmayın, olmaz. Mecliste alelacele organize edemeyiz. | Open Subtitles | لا أنا آسف, لا يمكننا تنظيم أي شيء على الفور في المجلس |
| Aslında Kusura bakmayın, yapamayacağım. | Open Subtitles | في الحقيقة، أتعلم ماذا؟ .. أنا آسف لا يمكنني |