| Beyaz çocuk adamım, bir anda ortaya çıktı, fırtına gibi. | Open Subtitles | ,الرجل الأبيض، أتى من العدم , يا رجل، مثل إعصار |
| Diğer odaların aksine bunlar dışarıdan panjurlar aracılığıyla gelen havanın bulunduğu sürdürülebilir bir pasif tasarım stratejisi kullanılarak yapıldı. | TED | اكتشف ان الغرف كانت مصممة بأستعمال طريقة تصميم متحملة الهواء أتى من الخارج من خلال |
| Hayır. Bu önemli bir enstrüman, Almanya'dan gelmiş. | Open Subtitles | لا, إنها أداة موسيقية مهمة لقد أتى من ألمانيا |
| Çoğu virüs gibi Afrika'dan geldi, tam olarak Uganda'nın Zika ormanından. | TED | مثل العديد من الفيروسات التي لدينا، فإنه أتى من أفريقيا، ولا سيما من "غابة زيكا من أوغندا". |
| Ya sana Başkan'dan geldiğini söyleseydim? | Open Subtitles | ماذا لو أخبرتك أنة أتى من الرئيس؟ |
| Fakat artık buraya almaya geldiği şeyi almadan onu durdurmalıyız. | Open Subtitles | ولكن الآن يجب أن نوقفه قبل أن يحظى بما أتى من أجله |
| Batıya gittiğini sanmam, çünkü oradaki hapishaneden gelmişti. | Open Subtitles | لا يمكننى رؤيته يتجه غرباً لأنه قد أتى من سجن هناك |
| Onun tüm ulusal güvenlik stratejisinin senin başının altından çıktığını düşünüyorum. | Open Subtitles | أظنّ أنّ برنامجها الأمني الوطني بأكمله أتى من صناعة رأسك مباشرة |
| Geçen bahsettiğiniz şerefsiz herif... yüzü kan revan içinde dün akşam evinizden çıktı. | Open Subtitles | هذا اللعين الذي حدثتني عنه أتى من هنا ليلة أمس بوجهه القبيح |
| Doğrudan senin adresine çıktı,... evet, neden bahsettiğimi iyi biliyorsun. | Open Subtitles | وقد أتى من عنوانكِ لذا، نعم، أنتِ تعرفين ما الذي أتحدث عنه |
| Aniden hiçliğin içinden bir adam çıktı, dostum. | Open Subtitles | يوجد شخصٌ ما لقد أتى من مكان مجهول يا رجل |
| Şunu hayal edebilirsiniz, İngilizce yazan O kişi, dağdan gelen çocukla aynı kişi. Lübnan Dağı'ndaki bir köyden. | TED | نستطيع أن نتخيل أنه هو نفسه الذي يبدع بالإنجليزية، هو ذاته الذي أتى من الجبل. من قرية في جبل لبنان |
| Ya da şöyle; bizim gezegenimiz ama başka bir yerden, çok uzaktan gelen biri için. | Open Subtitles | لا، دعها تكون لنا بالنسبة لشخص أتى من مكان بعيد جدا |
| Callisto'dan gelen mesaj doğrudan Vicious Efendi'ye iletildi. | Open Subtitles | التقرير الذي أتى من كاليستو وصل مباشرة للسيد فيشوس |
| O zavallı adam Allahbad'dan gelmiş. | Open Subtitles | ! هذا الفتى المسكين قد أتى من الله أباد لمقابلته |
| Bir yıl önce Guatemala'dan gelmiş. Karısını ve dört çocuğunu orada bırakmış. | Open Subtitles | لقد أتى من دولة " غواتيمالا " قبل سنة ترك زوجته وأربعة من ابناءه هناك |
| Havana'dan gelmiş. | Open Subtitles | لقد أتى من هافانا |
| Biliyorum, salak, bu Fransa'dan geldi. | Open Subtitles | أعلم أيها الغبي، لقد أتى من فرنسا |
| Peter kanepeyi taşımamıza yardım etmek için ta Pennsylvania'dan geldi. | Open Subtitles | و (بيتر), أتى من مسافة من "بنسلفانيا"... ليساعدنا بنقل الأريكة |
| Ya sana Başkan'dan geldiğini söyleseydim? | Open Subtitles | ماذا لو أخبرتك أنة أتى من الرئيس؟ |
| Evet, biz de paranın Pelham'dan geldiğini düşünüyoruz. | Open Subtitles | أجل، لذا نعتقد أن هذا المال قد أتى من (بالهام) |
| Doktor Brennan'ın çalışanları... zehrin geldiği porsuk ağacının, sizin bahçenizde olduğunu kanıtlayabilir. | Open Subtitles | جماعة الدكتور برينان يمكنهم أن يثبتوا أن التسمم بجذور الصنوبر أتى من حديقتك |
| Ama onun için bunların hiçbirinin bir önemi yoktu. O, üniversiteye sadece öğrenmek için gelmişti. | Open Subtitles | و لكن ذلك الغبي لم يأتي من أجل الشهادة و لكنه أتى من أجل أن يتعلم فقط |
| Kız bir anda ortaya çıktığını ve sonra onun peşinden geldiğini söyledi. | Open Subtitles | تقول الفتاة أنّه أتى من العدم وأنّه سيلحق بها لينال منها الآن. |