| Bu ikisi buluştuktan sonra bana gönderdikleri fotoğraf. | Open Subtitles | هذه هي الصورة التي أرسلوها لي بعدما تقابلا |
| Şimdi muhtemelen bana gönderdikleri beş kutuyu da ödemek zorunda kalacağım. | Open Subtitles | الآن أنا سأضطر أن أدفع ثمن العلب الخمسة التي أرسلوها |
| Kırılmış kılıcın karşılığı olarak güzel bir yemek yolladılar. | Open Subtitles | وجبة جيدة أرسلوها إلينا مقابل ثمن السيف المكسور |
| Onu geçitten gönderin, biz bizimle iletişim kurmak istediğinizi anlarız. | Open Subtitles | أرسلوها عبر بوابة النجوم ، و سنعلم أنكم تريدون الإتصال بنا |
| Hastaneye gitti ve ona bazı antibiyotikler verdiler, doğru, ve sonra eve gönderdiler. | TED | عند ذهابها للعيادة اعطوها مضادات حيوية و أرسلوها للبيت |
| Pioneer sondasında gönderilen tabelada çıplak erkek ve kadın resimleri vardı. | Open Subtitles | اللوحة التي أرسلوها في مسبار الرود كان عليه رسمة لرجل و إمرأة عاريان |
| O gerçek. Bugün için onu buraya yollamışlar. | Open Subtitles | إنها حقيقية لقد أرسلوها إلينا لليوم فحسب |
| Bana gönderdikleri her şeyin bir kataloğonu yolluyorum. | Open Subtitles | إنني أرسل إليك قائمة بكل الأشياء التي أرسلوها إلي |
| gönderdikleri mektuba göre iki kulağıyla duyması deneysel tedaviye giriyordu. | Open Subtitles | طبقاً للرسالة التي أرسلوها هو تجريبي لها في أذن من الأُذُنين |
| Sana gönderdikleri çıktıda antisentromer antikor sonucu vardı. | Open Subtitles | النسخة التي أرسلوها لكَ تضمّنت مضادات الجسيم المركزيّ فقط |
| Sana gönderdikleri çıktıda antisentromer antikor sonucu vardı. | Open Subtitles | النسخة التي أرسلوها لكَ تضمّنت مضادات الجسيم المركزيّ فقط |
| Afrika ballarını heyecan için, ve her neyse ondan bana da yolladılar. | Open Subtitles | لأجل العسل الأفريقي الرائع، ولذلك أرسلوها لي |
| FBI kriminal laboratuarına yolladılar. | Open Subtitles | و أرسلوها إلى المختبر الفيدرالي |
| Bunu Quebec'e yolladılar ve Milli Eğitim Bakanı beni aradı. | Open Subtitles | لقد أرسلوها إلى "كيبيك", واتصلت بي وزارة التعليم. |
| Bunun kurallara aykırı olduğunu biliyorum, efendim. gönderin gitsin. | Open Subtitles | سيدي ، أنا أعلم ان هذا ضد النظام ، أرسلوها بعيداً |
| Ameliyathane 2 hazır. Uygun kan gelince yukarı gönderin. | Open Subtitles | عندما تعرفو فصيلة دمه، أرسلوها لي. |
| Onu da o ortadan kaybolduktan sonra gönderdiler. Yazmaya zorlamışlardır. | Open Subtitles | . أرسلوها بعد إختفائها من المحتمل أجبروها على كتابتها |
| Ailesi dindar katolikti. Bir hafta sonra öğrendiler. Onu Los Angeles'e gönderdiler. | Open Subtitles | أمها كانوا كاثوليكيين بعد معرفة ذلك أرسلوها لتعيش مع راهبات فى لوس أنجلوس |
| Bakın, benden önce buraya gönderilen kişi hakkında hiçbir fikrim yok. | Open Subtitles | انظر، ليس لدي أي فكرة عن آخر سيدة أرسلوها لك |
| Büroya yolladığım listeyi, Sweets'e yollamışlar. | Open Subtitles | لقد أرسلتُ بقائمتي إلى المكتب. ولقد أرسلوها إلى (سويتز) |
| Şirket konuşmanın taslağını sana e-posta olarak göndermiş. | Open Subtitles | الشركات تقول ذلك حرفيًا في الحوالة التي أرسلوها إليكم. |
| Ajan Miller, iç soruşturma bürosundan. Booth'un üzerine salmışlar. | Open Subtitles | العميلة (ميلر) من قسم التحقيقات الداخلية، لقد أرسلوها خلف (بوث). |