| Afganistan'da yaşadığı en kötü şey, adamlarından birinin başından vurulmasıydı; mermi miğferine isabet etmiş, yere yığılmıştı. | TED | أسوأ أمر حدث له في أفغانستان هو أن واحد من رجاله ضُرب برصاصة في رأسه ضربت الخوذة، وأسقطته أرضًا. |
| en kötü şey çocuklarımın da benim gibi yetiştirilmesi. | Open Subtitles | أسوأ أمر على الإطلاق بالطريقة التي نشأت بها |
| "Yapacağın en kötü şey, aslanlara kendilerini köşeye sıkışmış korkmuş veya tehdit edilmiş hissettirmektir." demişti. | Open Subtitles | وقال أن أسوأ أمر هو أن تجعل السنوريات تشعر بالمحاصرة، الخوف أو التهديد. |
| Bence onun başına gelen en kötü şeydi. Gerçekten. | Open Subtitles | أعتقد أن ذلك أسوأ أمر حدث، فعلا |
| Tamam, bu resmen bu güne kadar gördüğüm en kötü şeydi, üstelik Instagram'da Madeleine Albright'i takip ediyorum. | Open Subtitles | حسناً, هذا أسوأ أمر رأيته في حياتي حرفياً وأنا أتابع الوزيرة (مادلين البرايت) في الانستغرام |
| En berbat şey. | Open Subtitles | أسوأ أمر |
| - En berbat şey. | Open Subtitles | - أسوأ أمر - |
| Ama başıma gelen en kötü şey.... ... kendimi sizin gibi adamlarla aynı yerde bulmak oldu. | Open Subtitles | لكن أسوأ أمر حَدث لي قط... أن أجد نفسي بين رجال أمثالكم |
| Bu başına gelen en kötü şey olsa gerek. | Open Subtitles | أعتقد أن هذا أسوأ أمر حصل لك |
| Şu anda bu Randall için yapabileceğiniz en kötü şey. | Open Subtitles | هذا أسوأ أمر يمكنك القيام به لـ(راندل) بهذا الوقت |
| Bir çocuk olarak anlamıştım bunu. "Dünyadaki en kötü şey oldu. | Open Subtitles | عرفتُ كطفلٍ أن أسوأ أمر حدث. |
| Bart'ın el yazısı yazdığını hiç görmemiştim bundan biraz gurur duydum ama bu bir ailenin başına gelebilecek en kötü şey. | Open Subtitles | حسنا، لم يسبق لي أن رأيت (بارت) يكتب على مخطوطات لذلك، أنا فخورة قليلا بذلك لكنّ هذا أسوأ أمر |