| ve Kuzey, Güney'deki Afrika kökenli Amerikalılar anlamına gelen, çoğu zor iş için bile para ödenmeyen, topraklardaki en ucuz iş gücünü bulmaya karar verdi. | TED | وعليه قرر الشمال البحث عن أرخص عمالة في البلد وهم الأمريكيون من أصل أفريقي المتواجدون في الجنوب، والكثير منهم لم يتقاضوا أجرًا مقابل عملهم الشاق. |
| Dövülmüş Afro Amerikalı kadınlarla ilgili birçok davayı çözdüm. | Open Subtitles | لقد تعاملتُ مع قضايا نساء أمريكيات ذو أصل أفريقي تعرضوا للضرب. |
| Afrikalı-Amerikalı araştırmacı W.E.B. Du Bois'nın tasarladığı bu sergide siyahi Amerikalıların üstün başarılı bir ırk olduğunu, eğitim ve gelişime yatkın olduğunu göstermek amacıyla, fotoğraflar, çizelgeler, kitaplar ve daha fazlası sergileniyordu. | TED | حيث صممه باشتراك العالم الأمريكي من أصل أفريقي و إي ب، اختار الصور الفوتوغرافية والخرائط والكتب وأكثر من ذلك، لإظهار الأميركيين السود كجنس على مستوى عال من الإنجاز، قادر على التعليم والتقدم. |
| Merhaba. Afrika asıllı bir Amerikalı olduğunuza göre Marvin Gaye CD'lerinizden ödünç alabilir miyim acaba? | Open Subtitles | مرحباً، بما أنك أمريكي من أصل أفريقي هلا أعرتني |
| Demek istediğim, muhbirlerin genelde hep fakir bir Afro-Amerikan genci veya bir uyuşturucu bağımlısı veya bir hayat kadını olduğunu düşünürüm. | Open Subtitles | أعتقد أن العادة جرت أن الأمريكي من أصل أفريقي إمّا أن يكون مدمن أو عاهرة |
| Ama Afro-Amerikalılar, ABD nüfusunun sadece yüzde 13,2'sini oluşturuyor. | Open Subtitles | بعد الأمريكيين من أصل أفريقي يشكلون فقط 13.2٪ من إجمالي عدد السكان في الولايات المتحدة. |
| Sence çağdaş dünyada Afroamerikan olmanın avantajı mı çok yoksa dezavantajı mı? | Open Subtitles | هل تجد كونك أمريكي من أصل أفريقي أمر به ميزات أكثر أو ميزات أقل في العالم الحضري؟ |
| Sadece 3'ü Afro-Amerikalı ya da siyah ve sadece biri Asyalı. | TED | ثلاثة فقط هم من أصل أفريقي أمريكي أو أسود، وامرأة واحدة فقط آسيوية. |
| Afrikalı Amerikalı tişört'ü ve yüzü kan içinde, genç bir çocuk otobüse bindiğini hatırlıyorum. | Open Subtitles | أتذكر شاباً من أصل أفريقي, يركب الحافلة والدماء على قميصه ووجهه بالكامل |
| Ve yüzyıllar boyunca öykülerinin sistematik olarak saldırıya uğradığını gören Afrika kökenli insanlar için bu son derece önemlidir. | TED | والشعوب من أصل أفريقي الذين رأوا قصصهم تتعرض للاعتداء بشكل ممنهج على مدى قرون، فهو أمر بالغ الأهمية. |
| Galiba kirli biri değil, gerçekten Afrika kökenli biri. | Open Subtitles | إنه أسود أفترض أنه ليس قذراً حقاً لكن من أصل أفريقي |
| Evet, ama Afrika kökenli Amerikalı olduğunuz için Demokrat olmanız mantıklı. | Open Subtitles | نعم، ولكنكَ أميركيُ من أصل أفريقي لذلكَ من المنطقي أن تكونَ ديمقراطياً |
| Afro Amerikalı, kadın. Manchester'da bir çöpte bulunmuş. | Open Subtitles | امرأة أمريكية من أصل أفريقي وُجدت في مكب نفايات في "مانشستير". |
| - İki saldırgan varmış... her ikisi de siyahi. | Open Subtitles | ـ لقدكانهناكإثنانمنالجناه رجلان أمريكيان من أصل أفريقي |
| Kara Haçlılar siyahi Amerikalıların kurduğu gizli örgüt. | Open Subtitles | الصليبيون السود مجموعة سرية لقوة الأمريكيين من أصل أفريقي |
| Afrika asıllı Amerikalı. Derisi renkli. | Open Subtitles | أمريكي من أصل أفريقي ، لونه هذا |
| Çünkü son baktığımda doğru sözcük Afrika asıllı Amerikalı'ydı. | Open Subtitles | لأنه حسب مرجعتي الأخيرة للأمر كان التعبير الصحيح هو "أمريكي من أصل أفريقي" |
| Afro-Amerikan, 1.90 boylarında, yaklaşık 90 kilo. | Open Subtitles | إنه أمريكي من أصل أفريقي طوله 6 أقدم و عرضه 4 يزن حوالي 220 رطلاً |
| Bana göre Chance'ler güçlü ve birbirine bağlı bir Afro-Amerikan ailesi. | Open Subtitles | في رأيي عائلة تشانس هي عائلة امريكية من أصل أفريقي وهم عائلة قوية ومتماسكة |
| Afro-Amerikalılar geleceklerinin parlak olduğunu düşünüyorlar... ama bu gece Lincoln vurulunca bu sona erecek. | Open Subtitles | يعتقد الأمريكيين من أصل أفريقي ومستقبلهم مشرق... جميل بكثير مما ينتهي هذه الليلة عندما أطلقت عليه النار لينكولن. |
| Afro-Amerikalılar... | Open Subtitles | و هم أمريكيون من أصل أفريقي |
| Bu, hastanedeki diğer Afrikalı-Amerikalı bebeğin dosyası. | Open Subtitles | هنا هذا ملف الطفلة الأمريكي من أصل أفريقي التي كانت في حضانة المستشفى |
| Onun işi yalnızca eşit fırsat mandasıyla geçinmek değil, bunun yanında Afrikalı-Amerikalı sahipliğindeki işletmelere de parasını doğrudan yatırmak. | Open Subtitles | أعماله لا تدعم فقط تكافؤ الفرص، لكنه أيضا يضع ماله الشخصي مباشرة مع أقواله عبر استثماره في الأعمال التي يمتلكها الأمريكان من أصل أفريقي. |
| Bence, şimdiye kadarki Afroamerikan deneyimim çoğunlukla iyi oldu. | Open Subtitles | تجربة الأمريكيين من أصل أفريقي بالنسبة لي جيدة في مجملها |
| Bunun kaynağı bir adamdı, Afro-Amerikalı bir adam, sevimli, bakımsız, evsiz, sadece iki teli olan bir keman çalıyordu. | TED | كانت تصدر من رجلٍ رجلٍ أمريكي من أصل أفريقي ساحر .. مُعدم ... مُشرد يعزف على كمان يحوي فقط وترين |
| Daha öncesinde birkaç Afrikalı Amerikalı ile çalıştık, her kademede değil tabii, ...ama her türe ve geçmişe açığız. | Open Subtitles | لقد كان لدينا بعض الأمريكيين من أصل أفريقي هنا من قبل... وليس في كل المواقف... |