| - Sana daha fazla borç veremem. - Yok, haydi, dostum. Param var. | Open Subtitles | ـ لن أقرضك المزيد من المال ـ لا يا رجل، لقد انصلح حالي |
| Sana daha önce borç vermiş biri olarak, biraz endişelendim. | Open Subtitles | كشخص أقرضك نقودا في الماضي، كنت قلقا إلى حد ما |
| Tamam, sana borç vermeden önce, paramı - bir hafta içinde geri isterim - eğer kaybedersen tabii ki. | Open Subtitles | حسنا , قبل أن أقرضك هذا أنا أتوقع اذا خسرت بالطبع سأسترد أموالى خلال أسبوع |
| Seni bir arkadaş gibi evime sokuyorum, insanlarla tanıştırıyorum İhtiyacın olduğunda ödünç para veriyorum. | Open Subtitles | أرحب بك في بيتي,كصديق. أقدمك للناس أقرضك المال عندما تكون في حاجته |
| Dur, sana bozukluk vereyim. En azından bunu yapabilirim. | Open Subtitles | انتظر، دعني أقرضك ربع هذا أقل ما يمكنني فعله |
| - Sana birkaç yüzlük borç veririm. | Open Subtitles | يمكنني ان أقرضك من دولار لألف لو ينقصك المال |
| Sana borç para vermemi istiyorsun, bir randevu karşılığında. | Open Subtitles | أنت تطلبين مني أن أقرضك بعض المال من أجل موعد غرامي |
| İpoteğe paran yetmediğinde sonunda sana borç para veren olmadı mı? | Open Subtitles | عندما غرقت في الديون هل أقرضك شخص ما في النهاية؟ |
| İstersen sana borç para bulabilirim. Ne dersin? | Open Subtitles | إن أردت, أستطيع أن أقرضك بعض المال ما رأيك؟ |
| Fakat bu bedava değil. borç. Sonra geri vermelisin. | Open Subtitles | ولكن هذا ليس مجانيًا، إنني أقرضك إياه لذا أعيديه لي لاحقًا |
| "Neden surat asıp duruyorsun borç istiyorsan, unut gitsin." dedi. | Open Subtitles | قال له " لما تبدو حزيناً؟ " لو تريد قرضاً، فلن أقرضك |
| "Neden surat asıp duruyorsun borç istiyorsan, unut gitsin." dedi. | Open Subtitles | قال له " لما تبدو حزيناً؟ " لو تريد قرضاً، فلن أقرضك |
| John, Sana 50 dolar borç vereceğim neden onunla ne yapacağını anlatmıyorsun? | Open Subtitles | جون" أنا سوف أقرضك 50 دولار لماذا لا تخبرني ماذا تنوي أن تفعله بها؟ |
| İstersen sana biraz borç verebilirim. | Open Subtitles | يمكنني أن أقرضك بعض المال اذا أردتِ |
| Eğer istersen, sana borç verebilirim. Hayır, hayır, hayır. | Open Subtitles | إن أردت، يمكنني أن أقرضك بعض المال. |
| Para lazımsa borç verebilirim. | Open Subtitles | اذا تريد مال, أستطيع أن أقرضك بعض منها - لا أريد نقودك - |
| Size destek olması için Controlled Outcomes adlı özel şirketi size ödünç vermek isterim. | Open Subtitles | أود أن أقرضك زي خاص يطلق عليه، السيطرة على نتائج العملاء |
| Ama kendi hayatını mahvederken sana elli bin doları ödünç veren adam bendim. | Open Subtitles | أنا الرجل الذي أقرضك 50 ألفًا عندما كنت تفسد حياتك بنفسك - أعلم ماكس |
| - Bırak sana borç vereyim. - Ne? Olmaz dostum. | Open Subtitles | دعني أقرضك المال ماذا ؟ |
| Hatırlat da sana bir ara Danielle Steel vereyim. | Open Subtitles | ذكرني بأن أقرضك (بعض من (دانييل ستيل |
| O parayı sana seve seve veririm. Sana güvenebileceğimi biliyorum. | Open Subtitles | سأكون سعيداً لكي أقرضك المال أعلم أنك ستستغله جيداً |