| Ackerman, bu davanın üzerimizde yarattığı olumsuz etkiden şikayetçi. | Open Subtitles | و لدي أكرمان يشتكي من التأثير السلبي لهذة القضية على صورتنا العامة |
| Ackerman'ın basınla işbirliğinden kastettiği bu mu? | Open Subtitles | إذن,هل هذا ما كان يقصدة أكرمان بالتعاون مع الصحافة؟ |
| Ya Travis Ackerman'ın bebek parçalarıyla gördüğü kızsa? | Open Subtitles | حتى ما إذا كانت الفتاة الذى شاهدها ترافيس أكرمان تترك أجزاء الدمية؟ |
| Bayan Walker Teğmen Ackerman, bana bir kaza sonucu olan hasarla ilgili bir teklifiniz olduğunu... | Open Subtitles | ..... آنسة والكر الملازم أكرمان أخبرني أن لديكي مقترحاً... |
| Cömert katkısıyla bu ödülün verilmesini sağlayan Bayan Iris Ackermann'a çok teşekkür ediyoruz. | Open Subtitles | جائزة صنعت من قبل التبرعات الكريمة التى قامت بها السيدة, أيريس أكرمان |
| Grandview Court olacaktı. Soyadı Ackerman. | Open Subtitles | مبنى غراندفيو اسمه الآخير أكرمان |
| Ben tam olarak öyle demezdim Bay Ackerman. | Open Subtitles | حسنا، أنا لن أقول ذلك بالضبط، سيد (أكرمان) |
| Gerçek suçlu kimdir, bilmek ister misin, Ackerman? | Open Subtitles | أتريد أن تعرف ما هو المجرم الحقيقي، (أكرمان)؟ |
| David Ackerman'ın yüzünü bilen iki gönüllü istiyorum. | Open Subtitles | إسمعوا! أحتاج متطوّعين يعرفون وجه (ديفيد أكرمان). |
| Cynthia ve Marty Ackerman Hawaii'deyken, ona ben bakacağım... | Open Subtitles | أراقبه ما دامت (سينثيا) و (مارتي أكرمان) في هاواي |
| Mobilyaları parçalıyor. Cynthia ve Marty Ackerman Hawaii'deler. | Open Subtitles | أراقبه ما دامت (سينثيا) و (مارتي أكرمان) في هاواي |
| Yani, Willie Ackerman, listeden çıkarıldı, çünkü notunu akupunkturcudan almış ve bu, dikkate bile alınmaz. | Open Subtitles | أعني، (ويلي أكرمان)؟ لقد أخرج من القائمة، لأنّه حصل على مذكرته من أخصائي العلاج بالوخز. وذلك لا يُحسب. |
| Rob Ackerman gibi gerzek erkeklerle uğraşır durursun. | Open Subtitles | ومضطرة للتعامل مع أشخاص أغبياء أمثال (روب أكرمان) |
| Sürücü, Ackerman'ı araba çarpmış halde yolda bulduğunu ve onu hastaneye götürmeye çalıştığını iddia etti. | Open Subtitles | السائق أدعى إنه وجد (أكرمان) يحتضر على الطريق بسبب حادث إصطدام وهرب وكان يحاول فقط نقلهُ الى المشفى. |
| Haberlerde Cecil Ackerman'ı yolda bulduğu söyleniyor. | Open Subtitles | ـ إلى آخر القول. ـ قالوا في الأخبار إنه وجد (سيسيل أكرمان) على الطريق. |
| Davis'in giysilerinin her yerinde Ackerman'ın kanını ve kıllarını bulduk. | Open Subtitles | لقد وجدنا دماء (أكرمان) وشعره على كل ملابس (ديفيز). |
| Ackerman'ı minibüse koyduğu için olabilir. | Open Subtitles | التيّ قد تكون موجودة عندما كان يحمل (أكرمان) الى شاحنته. |
| Eminim şimdi savunma bu yaralara... sanığın ifadesinde de olduğu gibi Cecil Ackerman'ı ezen aracın neden olduğunu ve gerisinin de sadece | Open Subtitles | الآنالدفاعأنامتيقنإنهُ سيناقشذلك.. تلك الجروح تشير على أن ثمة سيارة سارتّ على جسد (سيسيل أكرمان) |
| Ackerman'ın yaraları Gonzales'inkilere benzer. | Open Subtitles | جروح (أكرمان) مشابهة لتلك الجروح على (غونزاليس). |
| Ackerman sübyancıydı. | Open Subtitles | حسناً، لقد كان (أكرمان), معتديّ على الأطفال. |
| Bayan Ackermann sayesinde Hope Zion cerrahi asistanlarından birini ödüllendirme fırsatı bulacak. | Open Subtitles | شكرا للسيدة, أكرمان هوب زيون ,سوف تمنح جائزة ﻷفضل زميل جراح |