| Bu kadar çabuk birini bulmayı beklemiyordum ama oldu işte. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع أن أقابل فتاة بهذه السرعة ولكنني فعلت |
| Bu çalışmayı kendim deneyimleme şansını elde ettiğimde, bildiğim ama çok da yakından tanımadığım biriyle, âşık olmayı beklemiyordum. | TED | وعندما أُتيحت لي الفرصة لتجربة هذه الدراسة بنفسي، بصحبة شخص أعرفه ولكن ليس حقّ المعرفة، لم أكن أتوقع الوقوع في الحب. |
| Ekibimin yaptığı işin etkili olduğunu bilsem de tepkilerin eşit derecede güçlü olmasını beklemiyordum. | TED | وبينما كنت أعلم أن الجهد الذي قام به فريقي كان جبارًا، لم أكن أتوقع أن يكون رد الفعل بنفس القدر من القوة. |
| Dürüst olmak gerekirse, böyle bir şeyi hayatım boyunca görebileceğimi sanmıyordum. | Open Subtitles | صراحة لم أكن أتوقع أن أرى شيئا مثل هذا في حياتي |
| Bir Harvard cerrahı olarak zamanımın önemli bir kısmını doğrulama listeleri hakkında düşünerek geçireceğimi düşünmemiştim. | TED | لم أكن أتوقع إلى أنفاق جزء كبير وقتي كجراح هارفارد القلق من قوائم مرجعية. |
| Bunu beklemiyordum. O, vicdan azabı çekiyordu. | TED | وعليه، لم أكن أتوقع ذلك. كان نادمًا جدًا. |
| - ...gerçekten şok olmuş gibi görünmüşsün. - Öyleydim. Böyle bir hatayı beklemiyordum. | Open Subtitles | ـ بدت عليك الصدمة الخالصة ـ كنت كذلك ، لم أكن أتوقع هذا الخطأ |
| Bu kadar erken gelmeni beklemiyordum. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع انك ستأتي في وقت مبكر. ماذا حدث؟ |
| Bu kadar çabuk olacağını beklemiyordum, değil mi efendim? | Open Subtitles | لم أكن أتوقع ذلك فجأة.هل توقعت أنت, سيدى؟ |
| Kimsenin bana oy vermesini beklemiyordum.Beni ciddiye alacaklarını düşünmüyordum. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع ان تصوتوا لي لم أعتقد أن هناك من سيأخذني على محمل الجد |
| Hayır, beklemiyordum, ve seni de beklemiyordum. | Open Subtitles | كلا , ولم أكن أتوقع وجودك أيضا فى الحقيقة |
| Bu kadar erken aramanı beklemiyordum. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع لكم مرة أخرى في وقت قريب جدا. |
| Pazartesi'ye kadar dönmeni beklemiyordum. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع لكم مرة أخرى حتى يوم الاثنين. |
| tekrar çağırdığınız için teşekkürler, fakat aramanızı beklemiyordum. | Open Subtitles | شكراً, لإتاحة الفرصة لي مجدداً, سأعترف, لم أكن أتوقع ذلك |
| sadece kanı böyle görmeyi beklemiyordum... delil toplama, çok farklı. | Open Subtitles | أعتقد أنني فقط لم أكن أتوقع أن يبدو الدم هكذا ما قبل جمعه مختلف جداً |
| Yemin ederim, senin bu kadar çabuk ayağa kalkacağını sanmıyordum. | Open Subtitles | أقسم أنني لم أكن أتوقع أن أراك تتجول بسرعة هكذا |
| Ve bunu sana karım olarak güvenerek anlatmıştım. Senin gidip bunu aptal bir muhabire yatakta anlatacağını düşünmemiştim. | Open Subtitles | و لقد قلت لك هذا بصفتك زوجتي و لأنني أثق بك و لم أكن أتوقع أنك ستعيدي هذا أمام صحفي أحمق |
| Oldukça samimi, bu kadar kolay roket alacağımızı ummuyordum. | Open Subtitles | بصراحة شديدة, لم أكن أتوقع أنه من السهل الحصول علي الصاروخ |
| Ben hep bu saatte gelirim. Bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum. | Open Subtitles | دائما ما أزوركم بهذا الوقت ولم أكن أتوقع بأنكم بهذا الحال |
| Bunu söylediğini duyacağımı hiç sanmazdım. | Open Subtitles | حسنا، لم أكن أتوقع أنني سوف أسمع هذا منك أبداً |
| İkinci kat penceresinden atlayacağını düşünmedim. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع أنه سيقفز من نافذة الدور الثاني |
| Aile ve ev konusunu tekrar deneyeceğini senden hiç beklemezdim. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع أن تحاول تكوين منزل وأسرة مرة أخرى. |
| Bu şekilde olacağını tahmin edemedim. | Open Subtitles | لم أكن أتوقع أبدا بأنها ستتحول لهذا النحو. |