| Sizinle tanışmak büyük şeref Bay Volare. | Open Subtitles | انه لشرف كبير أن ألتقي بك ، السيد فولار. |
| Sizinle tanışmak çok güzel.Annem sizden çok söz etmişti. | Open Subtitles | إنه لأمر رائع أن ألتقي بك. لقد سمعت الكثير عنك من أمّي. |
| Bugün sınıfın önünden yürüdüğünü gördüm ve gelip Seninle tanışmak için neredeyse sınavı bırakıp çıkıyordum. | Open Subtitles | رأيتك تمرين بجانب القسم هذا الصباح وكنت على وشك الهروب من إمتحان حتى ألتقي بك. |
| Seninle tanışmak için binlerce ölümü tadabilirdim, fakat şimdiyse, sonsuza kadar yaşamak istiyorum. | Open Subtitles | مستعد للموت ألف مرة لكي ألتقي بك ولكن عندما إلتقيت بك أريد العيش للأبد |
| Seninle tanışmadan bir hafta önce onunla tanıştım ve aşık oldum. | Open Subtitles | لقد التقيتُ به خلال أسبوعٍ تقريباً قبل أن ألتقي بك و قد وقعتُ في حبه. |
| Neden kendin gitmiyorsun, birazdan orada buluşuruz, olur mu? | Open Subtitles | لم لا تذهب أنت أولاً سوف ألتقي بك لاحقاً |
| - Seninle tanıştığıma sevindim. | Open Subtitles | انها جميلة أن ألتقي بك. انها جميلة أن ألتقي بك أيضا. |
| Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum. | Open Subtitles | يسعدني أن ألتقي بك يا والدة |
| Sizinle tanışmak ve nasıl olacağını görmek istemiştim. | Open Subtitles | شعرتُ فقط بأني يجب أن ألتقي بك وأرى ما سيكون عليهِ الأمر |
| Hayır. Şansım varken Sizinle tanışmak istedim sadece. | Open Subtitles | أردتُ أن ألتقي بك فحسب بينما لا تزال الفرصة لديّ. |
| Sizinle tanışmak bir zevk, çalışmalarınızın hayranıyım. | Open Subtitles | إنه لمن دواعي سروري أن ألتقي بك لقد كنت من محبي عملك |
| Sizinle tanışmak bir zevk. | Open Subtitles | إنه لمن دواعي سروري أن ألتقي بك |
| Yani, sonunda, ona bir mektup yazarak "Seninle tanışmak güzeldi, görüşürüz." dedim. | Open Subtitles | "أعني,أخيراًكتبتالرسالةقائلة " [ كان من الجميل أن ألتقي بك وأراك لاحقاً ] |
| Bak sadece, Seninle tanışmak ve yardım edebileceğim bir şey var mı diye bakmak istedim. | Open Subtitles | أردت ان ألتقي بك لأرى إن كان بإمكاني فعل أي شيء للمساعدة |
| Seninle tanışmak güzeldi. Elimde de çilek var. | Open Subtitles | وكان من الجميل أن ألتقي بك عفوا الفراولة على يدي |
| Bunu söylemiştim sana. Seninle tanışmadan önce yoktum . | Open Subtitles | أخبرتك بأني لم أكن موجودة قبل أن ألتقي بك |
| Seninle tanışmadan önceki yirmi yıl oldukça iyiydim, sen olmadan da kendi başıma çok iyi idare edebilirim. | Open Subtitles | لقد كنت وحدي ل 24 سنة قبل أن ألتقي بك و أستطيع أن أعمل جيداً بدونك |
| - Seninle tanışmadan önce. | Open Subtitles | لقد عشتُ الكثير من السنين قبل أن ألتقي بك |
| Sizinle otelde buluşuruz tamam mı? | Open Subtitles | الاستماع, وسوف ألتقي بك قريبا مرة أخرى في الفندق. |
| 59 dakika sonra seninle benim odamda buluşuruz. | Open Subtitles | أنا سوف ألتقي بك مرة أخرى في غرفتي بعد 59 دقيقة. |
| Seninle tanıştığıma çok memnun oldum Ellie. | Open Subtitles | إنه شرف كبير أن ألتقي بك. إيلي أنا كذلك |
| - Sizinle tanıştığıma sevindim. | Open Subtitles | أنه لشيء رائع أن ألتقي بك |
| Affedin beni, Hazretleri. Yüz yüze görüşmek istedim. | Open Subtitles | اغفر لي، يا صاحب القداسة أردتُ أن ألتقي بك شخصياً |
| Bu gece Cadillac Black'te buluşalım. | Open Subtitles | أنا سوف ألتقي بك الليلة في الكاديلاك السوداء. |
| Tanıştığıma memnun oldum, Bayan Lewis. | Open Subtitles | كان من دواعي سروري أن ألتقي بك سيدة لويس |
| - tanıştığımıza sevindim, Dr. Thorndyke. - Ben de, Norton. | Open Subtitles | إنه لمن دواعي سروري أن ألتقي بك دكتور ثورندايك |
| Ve burada seninle buluşmamı söyledi dosyaları getir. | Open Subtitles | و أخبرني بأن ألتقي بك هنا وأحضر لك الملفات |