| Bugün seni hapishaneden çıkaran her kimse onun yaptığını Düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا أفكّر بأيّ من كان وقّع خروجك من السّجن اليوم |
| Şimdi, sekiz yaşımdaki halimi Düşünüyorum, kabul ediyorum, ama aynı zamanda haberlerde duyduğum şu olayı Düşünüyorum. | TED | الآن أنا أفكّر بنفسي عندما كنت في الثّامنة، لكن أيضا بالقصة التي سمعتها في الأخبار. |
| Bu işin uzun sürdüğünü ve kuru temizleyiciden Harold'un çamaşırlarını almaya zaman bulamayacağımı Düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا أفكّر بأنّ ما نقوم به قد استغرق وقتاً طويلاً، و لن أتمكّن من احضار ملابس هارولد. |
| Gerçekten de, bazen Düşünüyorum da, yukarıda her şey sakin olduğunda kendi kendine diyorsun ki... | Open Subtitles | حقاً أنا أفكّر أحيانا حينما تكون الأجواء هادئةً في الأعلى |
| Ona taşınmamı istiyor. Bende Düşünüyorum. | Open Subtitles | تريدني أن أقيم معها أنا أفكّر في الموضوع |
| Babamın doğum günü için kaya tırmanışı Düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا أفكّر أن نتسلّق الجبال في عيد ميلاد أبي, ما رأيك؟ |
| Bir şarkı Düşünüyorum. Harika bir şarkı. | Open Subtitles | أليكس، أنا أفكّر بالأغنية إنها أغنية رائعة |
| Gizli kura için birkaç papel fazla harcamayı Düşünüyorum. Kötü fikir. | Open Subtitles | أنا أفكّر في إنفاق بعض المال الإضافي على هديّة عيد الميلاد السريّة فكرة سيئة |
| Kendime özel, mini golf sopalarından almayı Düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا أفكّر جديّا بشراء طقم مضارب الغولف الصغيرة خاصتنا |
| İşin gerçeği sevgili karım kısa süre önce vefat etti, bu yüzden şehre taşınmayı Düşünüyorum. | Open Subtitles | الحقيقة أن زوجتي الحبيبة قد توفّيت مؤخّرًا ، لذا أنا أفكّر أن أنتقل الى المدينة |
| Hayır, aslında yan tarafa geçmeyi Düşünüyorum. | Open Subtitles | كلاّ، في الحقيقة أنا أفكّر في دخول الباب الآخر. |
| Kötü bir durumu en iyi şekilde nasıl çözeriz onu Düşünüyorum. | Open Subtitles | أنا أفكّر بالطريقة المُثلى للتعامل مع الوضع السيء |
| Bu sebeple prenslerden birini seçmeyi Düşünüyorum. | Open Subtitles | لذلك، أنا أفكّر في إختيار واحد من الأمراء. |
| Estetik cerrahi, üroloji ve proktoloji Düşünüyorum. | Open Subtitles | لذلك أنا أفكّر في الجراحات التجميليّة , المسالك البولية أمراض المستقيم |
| Düşünüyorum, biraz daha düşünmem gerek. | Open Subtitles | أنا , أنا , أنا أفكّر , حسناً , أحتاج فقط أن أفكّر |
| Kahvaltı için pancake yapmayı Düşünüyorum. | Open Subtitles | إسمعي . أنا أفكّر بتناول الفطائر على وجبة الإفطار |
| Her gece yatağımda uzanırken, bütün bunlara bulaşmamalıydım diye Düşünüyorum. | Open Subtitles | أبقى مستيقظة كل ليلة و أنا أفكّر أنّي ربّما بدأت أمراً لم يجدر أن يحصل |
| Ve birikimlerini uygun bir şekilde, örneğin, Bay Madoff dediğimiz bu adama yatıran bu insanları düşünelim, daha sonra paralarını alıp kaçsın, ve bunu ve şey, evet, gereksiz şekilde fazla güven diye Düşünüyorum. | TED | أنا أفكّر بالنّاس الذين، على سبيل المثال، وضعوا مدّخراتهم عند شخص كفؤ اسمه السيد مادوف، و الذي سرقهم فيما بعد، عندما أفكّر فيهم، حسنا أعتقد أنّ ثقتهم به كانت مبالغا فيها. |
| Bir şey olduğunuzu düşünürseniz, bir "hiç" olamazsınız hatta bir şeyin bir hiç olduğunu düşünseniz bile bir "hiç" olamazsınız; ne düşünürseniz düşünün, düşünen bir varlıksınız veya Descartes'ın da dediği gibi, "Düşünüyorum, öyleyse varım." Siz de varsınız, gerçekten. | TED | إذ لا يمكنك أن تكون لا شيء إن كنت تظنّ أنّك شيء، حتى لو اعتقدت أنّ ذلك الشيء هو لا شيء لأنّه أيّما كنت تفكّر فإنّك تفكّر بشيء، أو كما يقول ديكارت: "أنا أفكّر إذًا أنا موجود" وكذلك أنت، حقًا. |
| Biliyorsun ya. Şu yaşlı adamı Düşünüyorum. | Open Subtitles | حسناً,أنا أفكّر في أمر ذلك العجوز |