| Ancak gerçekte ben hâlâ bu moleküllerin nereden geldiğini bilmiyorum, hangi parmak izinden geldiğini ve o iki parmak izinin kime ait olduğunu. | TED | ولكن الحقيقة أنني لازلت لا أعلم من أين تاتي هذه الجزيئات، من أي بصمة، وعلى من تدل البصمتين. |
| Yüzde 10 hissem hâlâ geçerli, değil mi? | Open Subtitles | أعني أنني لازلت أهلا للعشرة بالمائة كما وافقت |
| Ondan hâlâ hoşlanıyor olsaydım, onunla çıkman için seni teşvik eder miydim? | Open Subtitles | اسمع، اعتقدت أن الأمر انتهى. هل كنت سأشجعك على الخروج معها لو أنني لازلت أحبها؟ |
| hala gövdeye bağlı olduğumdan emin değilim. | TED | ولم أكن متأكدة أنني لازلت مرتبطة في الجذع. |
| Sana hala ne kadar değer verdiğimi biliyorsun. | Open Subtitles | فأنت تعلم جيداً كم أنني لازلت أهتم لأمرك |
| hâlâ evhamlı olduğumu düşünmüyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أنت لا تعتقدين أنني لازلت عصبية أليس كذلك |
| Ama o bugün bile, benim bir aptal olduğumu düşünüyor. | Open Subtitles | وبفضل هذا اليوم فهي تعتقد أنني لازلت أحمقاً |
| hâlâ yaralıyım sanırım ondan hiçbir zaman kurtulamayacağım. | Open Subtitles | يبدو أنني لازلت جريحه اعتقد انني لن انساه ابدا |
| Biliyor musun, doğduğun günü hâlâ hatırlayabiliyorum. | Open Subtitles | هل تعلم أنني لازلت أتذكر اليوم الذي وُلدت أنت فيه |
| hâlâ romantik eserlerde oynayabileceğimi düşünmek bana haz veriyor. | Open Subtitles | أحب أن أفكر أنني لازلت أعرف كيف أكون رومانسياً كبيراً |
| Uçuğum olduğunu ama seni hâlâ sevdiğimi söylemek için çağırdığımda da burada oturuyordum. | Open Subtitles | و كنت جالساً على هذا المكتب عندما هاتفتك و قلت لك أنني مصاب بالهيربيس و أنني لازلت أحبك |
| Sanırım hâlâ biraz kurt gücüm varmış. | Open Subtitles | أعتقد أنني لازلت أملك القليل من قوى المذؤوبين. |
| hala yaralıyım... sanırım ondan hiçbir zaman kurtulamayacağım. | Open Subtitles | يبدو أنني لازلت جريحه اعتقد انني لن انساه ابدا |
| Çünkü beni aldattığın için hala acı çektiğimi farkettim. | Open Subtitles | لأنني إكتشفة أنني لازلت متألمة و حانقة من خيانتك لي المتعددة |
| Benim ufaklıkları yolda camdan dışarı atmana rağmen hala seninle konuştuğum için şanslısın. | Open Subtitles | أجل، أنت مضحك أنت محظوظ أنني لازلت اتحدث معك بعد أن ألقيت بسوائلي في الطريق السريع |
| Çünkü onun hala takmamı, ondan ayrılmadığım yolunda bir işaret olarak görüyordu ama ayrıldım. | Open Subtitles | لأنها كانت تستغلّ حقيقة أنني لازلت ألبس خاصّتي كدلالة أنني لم أنساها، إنما نسيتها |
| Beni duyabiliyor musun bilmiyorum Tobik ama burada olduğumu bilmeni istiyorum tamam mı? | Open Subtitles | لا أعرف ما اذا كنت تسمعيني، توبي لكن أريد فقط أن تعلمي أنني لازلت هنا، لتتعافي؟ |
| hala oyuncak bebeklerle oynayabilecek yaşta olduğumu biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | أن تعيّ أنني لازلت في العمر حيث ينبغي أن ألعب بالدُمى، صحيح؟ |
| hâlâ iyi bir ajan olduğumu ispatlamak için. | Open Subtitles | -لأثبت أنني لازلت عميلة بارعة -اسمعيني .. |
| Benim burada olduğumu biliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | تعلم أنني لازلت هُنا، أليس كذلك؟ |