Doktora son geldiğinde 20 yaşında birinin kalbine sahip olduğunu söylemişti... | Open Subtitles | آخر مرة زرت الأطباء قالوا أنه كان لديك قلب شاب صغير |
İnsanlara güvenmekte kötü deneyimlerin olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أنه كان لديك بعض التجارب السيّئة بالوُثوق بالناس. |
Bir ikizin olduğunu ispatlayan sahte doğum sertifikası ve cinayet işlendiği sırada şehirde olmadığını ispatlayan sahte pasaportun. | Open Subtitles | شهادة ميلاد مزوّرة تفيد أنه كان لديك توأم وجواز سفر مزوّر يفيد بإنك كنت خارج البلاد أثناء إرتكاب جريمة القتل |
Bu bir iş, Sam. Kes gitsin. Nasılsa bıyıklı olduğunu unutursun. | Open Subtitles | أنه العمل ، سام ، أحلقه ، ستنسى أنه كان لديك شنب |
Bu sabah harika bir hayatınızın olduğunu söylemiştiniz! | Open Subtitles | اخبرتني هذا الصباح أنه كان لديك حياة رائعة |
ve sonra sende bazı vidaların eksik olduğunu anladılar, ve seni kabul etmediler. | Open Subtitles | وبعد ذلك إكتشفوا أنه كان لديك برغي فالت، لذا رفضوك. |
Bir Woodsman'ınız olduğunu söyleseydiniz daha iyi ederdiniz. | Open Subtitles | كان من الذكاء أن تُخبرني أنه كان لديك سلاح خشبي |
eğer woodsman'in olduğunu, üstüne kayıtlı, söyleseydin akıllıca olurdu hadi gidelim | Open Subtitles | كان من الذكاء أن تُخبرني أنه كان لديك سلاح خشبي هناك سلاح كذلك مسجل بإسمك لنذهب بجولة في السيارة |
Bekle, bekle. 22'de Mayfield'la randevun olduğunu ve uzadığını söyle ona. | Open Subtitles | انتظر. انتظر. فقط أخبره أنه كان لديك موعد |
Yapmaz elbet. Bazı şüphelerinin olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | الأمر لا يتعلق بهذا فحسب أعرف أنه كان لديك شكوكك |
Bak, bir seferinde bana, koruyucu aile evinde hayali bir annen olduğunu söylemiştin. | Open Subtitles | اسمعي، أخبرتيني ذات مرة أنه كان لديك أمًا تخيّلية في دار الأيتام |
Bunu yapmanın bir nedeni olduğunu biliyorum. | Open Subtitles | أنا متأكد من أنه كان لديك سببا لهذا أيضا |
Senin fikrin olduğunu biliyorum ama muhabir çalışmamı uzun zamandır takip ettiğini ve teoriden dergide bahsetmelerinin tek sebebinin üstünde adımın yazılı olması olduğunu söyledi. | Open Subtitles | حسنا، وأنا أعلم أنه كان لديك فكرة، كنه قال مراسل وكانت انه التالية عملي لفترة من الوقت، والسبب الوحيد الذي حتى ذكر ذلك في مجلة |
Apartman kuruluyla görüşmen olduğunu sanıyordum. | Open Subtitles | أعتقدت أنه كان لديك مقابلة مع إدارة الشقة |
Seni tanıdığımda kaderinde onun çocuğunu taşımak olduğunu biliyordum. | Open Subtitles | حين تعرفت إليك علمت أنه كان لديك نصيب في الحمل بابنه |
- Bir çocuğunuz olduğunu bilmiyordum. - Evet, vardı. | Open Subtitles | لم أعلم أنه كان لديك طفل بلى, كان عندي |
Senin anının ne zaman olduğunu bilmiyorum ama varolduğuna eminim. | Open Subtitles | وأنا متأكدة أنه كان لديك تلك اللحظة |
Bugün harika bir ders olduğunu duydum. | Open Subtitles | سمعت أنه كان لديك درساً مميزاً اليوم |
Dün gece bir randevun olduğunu duydum. | Open Subtitles | سمعت أنه كان لديك موعد البارحة |
Hayır, şüphelerin olduğunu sanıyordum ve sana sordum. | Open Subtitles | لا أظن أنه كان لديك شكوك وطلبت منك |