| Bu Anouk'un en sevdiği öyküydü. Her zaman aynı sözcükleri kullanırdı. | Open Subtitles | كانت قصة (أنوك) المفضلة دائماً تروى بنفس الكلمات |
| Her neyse, bu filmi Truffaut ve Anouk Aimée ile çekiyorduk. | Open Subtitles | على أي حال، كنت أصور هذا الفيلم (مع (ترافو) و (أنوك ايمي |
| ve Anouk'un sevgilisiyle şu meşhur sahneyi çekecektim ve Anouk da o gün setteydi. | Open Subtitles | وكان لدي ذلك المشهد المهم مع حبيبها في الفيلم وبالتأكيد في ذلك اليوم كان (أنوك) متواجداً |
| Sahneden sonra Truffaut Anouk'a döndü ve: "İşte aynen böyle oynamalısın dedi." | Open Subtitles | وفي آخر التسجيل ، إلتفت(تروفو) إلى "أنوك) وقال، "تلك الطريقة التي لا بد أن تتبيعيها في التمثيل) |
| Anuk, Alaska'da tedavi ettiğim 3 yaşında bir çocuk. | TED | أنوك طفل بعمر الثالثة كنت قد عالجته في ألاسكا. |
| Anouk geçen hafta bir kaza geçirdiğini söyledi. | Open Subtitles | (أنوك) أخبرنا بأنّك قد تعرّضت إلى حادث في الأسبوع الماضي؟ |
| Anouk! Bu okulda biz kurallara uyarız. | Open Subtitles | أنوك)، في هذه المدرسة) نحن متحضرون |
| Merhaba. Ve bu da Anouk. İçeri girin, lütfen. | Open Subtitles | مرحباً (وهذه إبنتي (أنوك |
| Anouk, yapma lütfen. - Nasılsınız? | Open Subtitles | أنوك) توقفي من فضلِك) |
| Anouk'un ailesi burada. | Open Subtitles | والدا (أنوك) هنا |
| Anouk. Ya sizin ki? | Open Subtitles | أنوك) وأنت؟ |
| Anouk, bunu yapmamalısın. | Open Subtitles | أنوك) توقفي) |
| Tedavi olmadan Anuk'un konuşması gelişme gösteremeyecek. | TED | دون علاج، ستستمر مشكلة الكلام عند أنوك. |