benim barışsever biri olduğumu biliyorsunuz yani savaşın her türlüsüne karşıyım. | Open Subtitles | أنتم تعلمون أنى مسالمة لذا لا اهتم بالحروب من اى اتجاة |
Aklıma gelen her fikrin, denemeden bile yanlış olduğunu nereden biliyorsun yani? | Open Subtitles | أعني، أنى تعرفين أن كل فكرة فكرت بها خطأ بلا تجريبها حتّى؟ |
Kalp ve böbrek çocuk oyuncağı! ben merkezi sinir sisteminden bahsediyorum! | Open Subtitles | القلوب والكلى ليست سوى ألعاب أنى أتحدّث عن النظام العصبي المركزي |
Yaşan fosillere duyduğun ani ilginin, nasıl ortaya çıktığını düşünüyordum. | Open Subtitles | أظنني لا أعرف أنى لك بهذا الاهتمام المفاجئ بحياة الحفريات. |
Şunu bilmeni isterim ki korktuğumdan veya başka birşey yüzünden değil. | Open Subtitles | أريدك أن تعلم أن هذا ليس بسبب أنى أخاف من شيئ |
Lanet psikopat, sen annemi öldürdün! seni bebeğimin yanına yaklaştıracağımı mı düşünüyorsun? ! | Open Subtitles | أيها المجنون القذر, لقد قتلت أمى, أتعتقد أنى سأتركك تقترب من طفلى الرضيع |
Majestelerini halk arasında konuşulmaktan kurtarmak için olduğunu söyleyelim mi? | Open Subtitles | يمكنك أن تقولى جلالتك أنى كنت أخشى من الحديث علانيه |
- Annie ve Peter'ı öldürdü. - Bu odada sadece katiller var. | Open Subtitles | لقد قتل أنى و بيتر القتل هنا فقط فى هذه الحجرة |
Ona vampir olduğumu ve gündüz terasta yemek yiyemediğimi söyledim. | Open Subtitles | أنا أخبرتها أنى مصاص دماء النهار و ضوضائه ليس لى |
Evet, onlara hassas olduğumu gösteriyor, sadece bir seks canavarı olmadığımı. | Open Subtitles | أجل. فلنقل أنى حساس . و ليس وحش متعطش للجنس .. |
Ve bunlardan dolayı yanlış yerde olduğumu düşündüm. | Open Subtitles | حسناً, و فى وسط كل هذا, ظننت أنى فى مكان خاطىء |
"O adamın, şu kutuyu nereden aldığını bilen var mı?" | Open Subtitles | هل يعرف أحدكم أنى لهذا الشخص بهذا الصندوق؟ |
"O adamın, şu kutuyu nereden aldığını bilen var mı?" | Open Subtitles | هل يعرف أحدكم أنى لهذا الشخص بهذا الصندوق؟ |
Bu konularda çok kuşkucu olduğunuzu biliyorum, ama eminim ki bunda ben haklıyım. | Open Subtitles | أعلم أنك متشكك بهذا الخصوص لكننى واثقة أنى على حق فى هذا الأمر |
ben de oradaydım. Göz altı olduğunu düşünmek için biraz erken. | Open Subtitles | إنه وقت سابق لأوانه أن تعتقد أنى أعلم شيئا حيال ذلك |
"O zamanlar küçük bir çocuk olmama rağmen Nazilerin nasıl insanlar olduklarını anlamıştım." | Open Subtitles | رغم أننى كنت ولداً صغيراً آنذاك إلا أنى فهمت ماذا كان النازيين ؟ |
İki insan birbirini tanımadan birbirinden nasıl bu kadar nefret eder? | Open Subtitles | أنى لشخصان أن يكرها بعضهما البعض كثيراً دون معرفتهما للبعض ؟ |
Üç oğlumun da tekrar evimin çatısı altında toplanması... içimi öyle derin bir huzur ve mutlulukla dolduruyor ki, Tanrıya şükrediyorum. | Open Subtitles | . ألأن ابنائى كلهم معى مرة أخرى أنى اشعر لذلك , بارتياح عميق . حيال هذا , لذا فانا اشكر الله |
Üç oğlumun da tekrar evimin çatısı altında toplanması... içimi öyle derin bir huzur ve mutlulukla dolduruyor ki, Tanrıya şükrediyorum. | Open Subtitles | . ألأن ابنائى كلهم معى مرة أخرى أنى اشعر لذلك , بارتياح عميق . حيال هذا , لذا فانا اشكر الله |
seni temin ederim bu hastanedeki her cerrahı, herkesi teşhis konusunda yenerim. | Open Subtitles | أضمن لك أنى أستطيع القيام بتشخيص أى مريض جراحى فى هذا المستشفى |
Annie, lzzy, yüzleriniz, neredeyse burs başvurularınız kadar acınası duruyor. | Open Subtitles | أنى إيزى وجهكما مثير للشفقة تقريبا كطلب المنحة الدراسية |
Önemli değil. Önemli olan benim haklı olmam. Bu senin kararın. | Open Subtitles | لا يهم ، المهم هو أنى كنت على حق قرارك أنت |
Ve kimse benim için gelmeyecek. beni bir yerlerde bekleyen de yok. | Open Subtitles | ولا أحد جاء من أجلى لا أحد توقع أنى فى أى مكان |
- sana saygı duymadığımı kastetmedim. - Hayır, bunu kastettin ama sorun değil. | Open Subtitles | ذلك لا يعنى أنى قصدت ذلك لقد قصدت ذلك , لكن لا بأس |
Şu anda tek emin olduğum şey bu. | Open Subtitles | هذا هو الشئ الوحيد الذى أعرف أنى متأكد منه الآن |
Yani, bunu söylememin sebebi şu bugün Montgomery Caddesi'ndeki bürolarında teste girdim. | Open Subtitles | حول السبب الذي ذكرت وسبب حديثى عن ذلك أنى مررت بالإختبارات اليوم |