| Sorusunu yanıtlamakta tereddüt ettim, daha benim tereddütümü fark etmeden çalıştığı şirketi suçlamaya başladı. | TED | ترددت في الإجابة على سؤالها، وقبل أن تدرك لماذا ترددت، بدأت بإلقاء اللوم على الشركة التي تعمل فيها. |
| Bu yüzden zamanınızı iyi kullanın, fark etmeden geçip gider. | TED | لذا استغل وقتك جيداً، سيمضي قبل أن تدرك. |
| Sorun olmayacak Josh, fark etmeden döneceğiz. | Open Subtitles | سيكون الامر علي مايرام سنعود قبل أن تدرك |
| Umarım, bu sırrı bilmenin getirdiği büyük sorumluluğun farkındasındır. | Open Subtitles | أرجو أن تدرك المسؤولية الكبيرة التي تحملها بمعرفة هذا السر |
| İkili mücadele sırasında neler olabileceğin farkındasındır sanırım. | Open Subtitles | أتمنى أن تدرك ماستكون النتيجه إن تقاتلتما. |
| Şuan, hayatını riske attığının farkındasın, değil mi? | Open Subtitles | الآن ، عليك أن تدرك كنت قد ستعمل لمخاطر حياتك و المدى ، أليس كذلك؟ |
| İşin üçkağıdı şu, herşeyden önce rüya gördüğünün farkında olmalısın. | Open Subtitles | و لكن الحيلة هي, أنه يجب عليك أن تدرك أنك تحلم أولا |
| Bunların hepsi sona erecek ve fark etmeden eve dönmüş olacaksın. | Open Subtitles | هذا الشيء برمته سينتهي سريعاً و ستعود الى المنزل قبل أن تدرك ذلك |
| Oyunu oynadığın zaman, sen daha fark etmeden bilgisayarını ele geçiriyor ve bilgisayarını da, bilirsin işte. | Open Subtitles | عندما تلعب اللعبة, يقوم البرنامج بالسيطرة على جهازك من غير أن تدرك ذلك إنه يجعل كومبيوترك ,انت تعلم |
| fark etmeden senden yana olacaklar. | Open Subtitles | وقبل أن تدرك حتى أنّهم على جانبك ومن ثمّ تفعل هذا |
| Beni yem olarak kullanabileceğini fark etmeden önce söylemiştin onu. | Open Subtitles | -ماذا؟ ! هذا قبل أن تدرك أنّه يمكنك إستخدامي كطعم. |
| Belki kaçtığımı fark etmeden oraya varırım. | Open Subtitles | ربما يمكنني الوصول إلى هناك قبل أن تدرك أني قد هربت |
| Sonra da fark etmeden bir de bakmışsın ki gerçekten dökülüyorlar. | Open Subtitles | دون أن تدرك ثم تلاحظ أن... كل أسنانك تساقطت... |
| Umarım bir kadını öpmek konusunda ne kadar şanslı olduğunun farkındasındır. | Open Subtitles | أرجو أن تدرك كم كنت محظوظا كونك قبّلتَ امرأةً يوماً |
| US, UK ilişkilerini Amerikan Devrimi zamanına getirdiğinin umarım farkındasındır Hunt. | Open Subtitles | هانت، وآمل أن تدرك أنك انتكاس العلاقات بين الولايات المتحدة والمملكة المتحدة إلى الثورة الأمريكية. |
| Charles umarım birbirimize bağlı olmamızın geleceğimiz için ne kadar hayati önem taşıdığının farkındasındır. | Open Subtitles | أتمنى أن تدرك يا تشارلز, مدى أهمية تعهدنا لبعض في المستقبل. |
| Çok iyi bir arkadaşın var, evlât. Umarım farkındasındır. | Open Subtitles | -لديك صديقة جيدة يا بنيّ، آمل أن تدرك هذا |
| Ama ondan sonsuza kadar bir şeyler saklayamayacağının farkındasın, değil mi? | Open Subtitles | ولكن عليك أن تدرك أنك لا يمكن أن تبقي أشياء منها إلى الأبد، أليس كذلك؟ |
| Bunun imkansız olduğunun farkındasın. | Open Subtitles | يجب أن تدرك أن ما تفكّر فيه غير ممكن |
| Gerçekleşen şey, her ne kadar karmaşık olsa da her ne kadar mücadele versen de bunun açığa çıkacağının farkında olmalısın. | Open Subtitles | أيّاً كان ما يجري وهو معقّد وأنت تنازعه عليك أن تدرك بأنّ هذه الأمور ستظهر للعيان |
| Bu olayların tekrar yaşanacağının farkında olmalısın. | Open Subtitles | عليك أن تدرك أن هذا سيحدث مجددا ً |