| Ama işte o zaman kasaba halkı kanunu kendi ellerine aldı. | Open Subtitles | لكن حينها هذا ما دفع أهل البلدة ليتولوا أمر القانون بأيديهم |
| Bütün kasaba, bu oyunu görmeli. | Open Subtitles | كل أهل البلدة سيكونوا موجودين لرؤية تلك اللعبة |
| Şehirdeki herkes öldürüldüğü gece onunla tartıştığını gördü. Böyle olmadı. | Open Subtitles | جميع أهل البلدة رأوك تتشاجر معها ليلة مقتلها |
| Kasabanın yarısı bu soğuğu atlatamayacak. Kalan bir avuç mahsul yok olacak. | Open Subtitles | نصف أهل البلدة لن ينجو من هذا البرد، والمحاصيل القليلة الباقية لدينا ستتلف. |
| Parayı kasabadan ödünç alsan? | Open Subtitles | ما رأيك باقتراض المال من أهل البلدة ؟ |
| Kasabadaki pek çok insana senin yeteneklerinde biri gerek. | Open Subtitles | الكثير من أهل البلدة بوسعهم الاستفادة من شخص بمهاراتك |
| Cunninghamlar kırsal yöreden, onlar çiftçi. | Open Subtitles | عائلة "كانيهام" هم أهل البلدة , مزارعون |
| "Bir gün, kasaba dışından bir adamla tanıştı." | Open Subtitles | حتى جاء يوم، وقابلت رجلاً لم يكن من أهل البلدة |
| kasaba halkinin sularini almaya, gelmesine hazirlikli ol | Open Subtitles | ،لذا تأهّب لاستقبال أهل البلدة ليحصلوا على الماء |
| kasaba halkı da Noel için kalan adamı sevmeye başladı. | Open Subtitles | " وأصبح أهل البلدة يحبون الرجل.. الذي بقي لأجل كريسماس" |
| kasaba 49 yılında anlayamadı. | Open Subtitles | أهل البلدة لا يدركون أنهم سيعودون إلى عام 49 |
| Komşusunun köpeğinin başını bağlamasından haberi olan kasaba sakinlerinin Kim Hye Jin'in kayboluşu hakkında bir şey bilmeyişi. | Open Subtitles | حقيقة أن أهل البلدة لم يعرفوا باختفاء كيم هي جين بينما يعلمون عندما يتزوج كلب جيرانهم |
| Bu kadar zamandır bu tepede neler yaptığını kasaba halkına söyleyeceğim. | Open Subtitles | سأخبر أهل البلدة ما الذي كنت تفعله هنا طوال كل هذا الوقت |
| Şehirdeki herkes beni bir pislik olarak görüyor. | Open Subtitles | جميع أهل البلدة يظنون أنني قُمامة |
| Altyazı ufak küfürler içermektedir! Şehirdeki herkes hep beni yabancı sanardı. | Open Subtitles | جميع أهل البلدة اعتبروني دخيل |
| Bu Şehirdeki herkes tırlatıyor. | Open Subtitles | كل أهل البلدة قد جنّوا |
| Kasabanın yüzde 80'i tekstil fabrikasında çalışıyordu. Ama iş deniz aşırı ülkelere taşındı. | Open Subtitles | ثمانون بالمئة من أهل البلدة عملوا لمصنع النسيج، لكن كان العمل ينتقل إلى الخارج. |
| Bu Kasabanın o aileye yaptıklarından bu yana, evlerine kim girerse girsin öldürürler. | Open Subtitles | بعدما فعلوه أهل البلدة لهم سيقتلون الإله بنفسه إذا إقترب من المنزل |
| - Hayır. Eğer bir çıkış yolu olsaydı Julia bunu kasabadan saklamazdı. | Open Subtitles | لو كانت هناك وسيلة للخروج، فإنّ (جوليا) لن تُخفيها عن أهل البلدة. |
| Unutmayın, Kasabadaki insanları neden öldürdüğünü de bulmamız gerekiyor. | Open Subtitles | لا تنسوا أن علينا أيضاً استبيان سبب قتله أهل البلدة |
| Cunninghamlar kırsal yöreden, onlar çiftçi. | Open Subtitles | عائلة "كانيهام" هم أهل البلدة , مزارعون |