Onu benim en önemli önceliğim olmasını sağladı. | Open Subtitles | هو أوضح لي ذلك تحديد مكانها أولويتي القصوى. |
Karakter analizi, her şeyi. Benim önceliğim bu Phyliss. | Open Subtitles | هذه أولويتي الاولى ، فيليس مهما طال الوقت |
fakat benim önceliğim Başkanın hayatı olmalı. | Open Subtitles | لكنه يتحتم أن تكون أولويتي هي حياة الرئيسة |
Sizi iyi hissettirmek, ilk önceliğimdir. | Open Subtitles | ذلك سيكون أولى أولويتي ايها الوكيل كي اجعلك تشعر بالتحسّن |
Burada, koyduğum ya da kaldırdığım her kuralla öncelik vereceğim ilk şeyin bir yetimin geleceği olduğunu düşünmeye çalışıyorum. | Open Subtitles | هنا في سانت كلاودز أحاول أن أعتبر أن كل قاعدة أخرقها أو أفعلها أن أولويتي الأولى هي مستقبل الأيتام |
Yanlış anlamayın, ilk önceliğim hepimizin sevdiğimiz kişilere kavuşmamızdır. | Open Subtitles | لا تقوموا بأي اخطاء. أولويتي الاولي هي التأكد, اننا سنعود جميعاً الي من نحب. |
Benim önceliğim dönene kadar, güvenliğinizi sağlamak. | Open Subtitles | أولويتي القصوى هي أن أبقيك في مكان آمن حتى عودتنا |
Bak, önceliğim kendimi ve senin deyişinle geveze olan arkadaşımı korumaktır. | Open Subtitles | أولويتي هي أن أضع نفسي و سليطة اللسان كما تسميها, في أمان |
Geçimlerinize olan etkiyi sınırlamak için her şeyi yapacağız ama önceliğim titiz ve etkin bir soruşturma yürütmek. | Open Subtitles | سنبذل مابوسعنا للتقليل من الأضرار على الحيّ ولكّن أولويتي القصوى هو أن أقوم بعملي على أكمل وجه |
önceliğim bu çocuğu bağlayan kini telafi etmek. | Open Subtitles | أولويتي هي أن أُلغي المشاعر السيئة المرتبطة بهذا الطفل |
önceliğim öğrencilerin öğrenci senatosuna doğrudan erişilebilmesini sağlamak olacak. | Open Subtitles | إن أولويتي هي جعل المجلس الأعلى الطلابي في متناول الطلاب |
Yaptığım her şeyi senin için yaptım. Benim çocuğumsun, önceliğim sensin. | Open Subtitles | كل ما سبق أن فعلته، فعلته من أجلكَ أنت ابني، أنت أولويتي |
Tek önceliğim ekibimi korumak, ve aynı durumda yine aynısını yapardım. | Open Subtitles | أولويتي الأولى هي حماية فريقي وفي نفس الموقف ، كُنت لأفعل ذلك الأمر مُجدداً |
Bunun ilk önceliğim olmaması gerektiğini biliyorum. | Open Subtitles | أعرف أن ذلك لا ينبغي أن تكون أولويتي |
- Benim önceliğim bu gemiyi savaşa hazırlamak. | Open Subtitles | أولويتي أن أجهز هذه السفينة للحرب |
- Benim önceliğim kızlar. | Open Subtitles | ، حتى نحصل على الجثث أولويتي هي الفتيات |
Başkomiser bu işi verdi, şimdilik önceliğim bu bir saat zaman verir misin? | Open Subtitles | لقد أصبح أولويتي لقد أبلغني " رئيس العمداء " ماكين أعطني ساعة |
Bölge savcınız bu ilçenin bir sakini ve bir anne olarak böyle ölümcül bir silahı böylesine sorunlu bir çocuğun eline veren sorumluları bulmak birinci önceliğimdir. | Open Subtitles | انها أولويتي العليا كـ النائب العام وكـ مواطنة من تلك البلد وكـ أم ، أن أجد كل المسئولين عن وضع سلاح خطير كهذا |
İyi bir müzakereci asla yalan söylemez ve dediğim gibi hayat kurtarmak benim tek önceliğimdir. | Open Subtitles | إنقاذ الأرواح هو واحد و الوحيد من أولويتي. |
O anda Frank'in sorununa öncelik vermem gerektiğini anlamıştım. | Open Subtitles | عندها أدركت أنه عليّ جعل مشكلة (فرانك) أولويتي |
Sen benim öteki şey önceliğimsin. | Open Subtitles | أتري, أنت هو أولويتي في أشيائي الأخري |
Bu bir hademe acil durumu ve buna ilk önceliğimi vermekten başka çarem yok. | Open Subtitles | هذه حالة طارئة في قطاع التنظيف، وليس لديّ خيار إلا جعلها أولويتي رقم واحد |