| Aileniz ve kayınpederiniz için siz bir mazeret uydurun. | Open Subtitles | اختلق عذر لعائلتك ، قل أنه لم يعجبك ، أو العمل كثير اعطهم أي عذر ، وأنت جيد في هذا الأمر |
| Bana göre olabileceğin kadar güçlü olmaman için bir mazeret yok. | Open Subtitles | لا يجول بخاطري أي عذر لأصبح أقوى ما أستطيع |
| Biri ne zaman para sahibi olsa birileri dava açmak için bahane arıyor. | Open Subtitles | عندما يعرف الناس أن لديك الكثير من المال يستعملون أي عذر للمقاضاة |
| Siyaseti bir yana bırak müşterilerin para vermemek için her bahaneyi kullanacağını unutma. | Open Subtitles | السياسة على جنب, عليك ان تعي بان العميل يستغل أي عذر حتى لا يدفع لنا |
| Bak, birlikte büyüdüğüm bütün çocuklar benim takıldığım arkadaşların yarısı, bazı salı günleri kafayı çekmek için bir bahane uydururlar. | Open Subtitles | أنظري , كل الشباب الذي نشات معهم نصف الشباب في طاقمي , سيأخذوا أي عذر ليذهبوا ويثملوا في يوم ما |
| Buradan gitmek için bir bahane buluruz, herhangi bir bahane. | Open Subtitles | نحن نحاول إيجاد العذر أي عذر لكي نخرج من هنا |
| O zaman onların senin özür dilemeni beklediklerini ve sonra seni almaya geleceklerini biliyorsundur. | Open Subtitles | إذن فأنت تعلم بأنهم ينتظرون فحسب أي عذر ليدخلوا كالبرق ويقتلوك |
| İnanabileceğin bir mazeret bulsam, onu kullanırdım. | Open Subtitles | لو كان بامكاني إيجاد أي عذر لقلته. |
| İyi bir mazeretinin olmadığını biliyorum bu yüzden seni kötü bir mazeret uydurmaya zorlamayacağım. | Open Subtitles | فلن أجبرك على اختلاق أي عذر سئ |
| Hayatıma baktığımda bir mazeret bulamıyorum. | Open Subtitles | {\1cHFFFFFF\3cH03698b\a6}بعد أن وصلت إلى نهاية العالم {\1cHFFFFFF\3cH03698b\a6}بدون أن أجد أي عذر لنفسي |
| - Hayır, biz havaalanında yedik. - Pizzaya bir mazeret olamaz. | Open Subtitles | لا, لقد أكلنا للتو في المطار - نبحث عن أي عذر لتناول البيتزا - |
| Sadece bana kızgın olmak için bir mazeret arıyorsun. | Open Subtitles | أنت فقط تبحث عن أي عذر لتكون غاضباً مني |
| Noromlar seni yakalamak için bahane arıyorlar. | Open Subtitles | النورون: النورون يبحثون عن أي عذر للقبض عليك. |
| Ülkeniz, bu antlaşmanın dışında olmak için bahane arıyor! | Open Subtitles | بلادك كانت تبحث عن أي عذر لتنسحب |
| Zengin insanlar para harcamamak için her bahaneyi kullanır. | Open Subtitles | الأغنياء سوف يأخذوا أي عذر لعدم إنفاق المال |
| Dürüst olmak gerekirse, Bu restorana gelmek için her bahaneyi kullanırım. | Open Subtitles | أستخدم أي عذر لأتي إلى هذا المطعم |
| Koşma adamım! Zaten bizi vurmak için bir bahane arıyorlar. | Open Subtitles | لا تركض يا رجل سيستغلوا أي عذر ليقتلوننا |
| Polisler bir Outlaw'ı kenara çekmek için herhangi bir bahane kullanabilirler. | Open Subtitles | الشرطة ستبحث عن أي عذر لتوقف أي درّاج خارج عن القانون |
| O zaman onların senin özür dilemeni beklediklerini ve sonra seni almaya geleceklerini biliyorsundur. | Open Subtitles | إذن فأنت تعلم بأنهم ينتظرون فحسب أي عذر ليدخلوا كالبرق ويقتلوك |