Bu kanolarla seyahat demek. Binlerce yıl önce İnuitler tarafından icad edilmiş bir icat. | Open Subtitles | وهذا يعني سفرهم في الكاياك , عربة إخترعها الــ إنويت قبل آلاف السنين. |
Buna rağmen, gene de birilerinin icat etmiş olduğu görüntülü sohbet teknolojisi sayesinde sizlerle birlikteyim. | Open Subtitles | لكنني سأظل قادراً علي التواجد هناك معكم بسبب تكنولوجيا محادثة الفيديو، التي إخترعها شخص ما. |
Altın gibi. Bunu icat eden kişi Bitcoin bloklarını zamanla serbest bırakan bir program yaptı. | Open Subtitles | تخضع للتنقيب كالذهب, الرجل الذي إخترعها خلق برنامجًا |
Sizin gibi, gerçekten yüce bir varlığın karmaşa ve karanlığını anlamaktan aciz insanlar tarafından uydurulmuş sözcükler. | Open Subtitles | كلمات إخترعها رجل وهنْ، مثلكَ لا يمكنه فهمها. الفوضى و الظلمات للقدير. |
Kafasından uydurduğu şarkılar. | Open Subtitles | أغاني إخترعها |
Konuşma gerçekliği saklamak için insanlar tarafından icat edildi. | Open Subtitles | المحادثه إخترعها البشر لإخفاء الحقيقه |
- Thomas Jefferson tarafından icat edildi. | Open Subtitles | -ليست حديثة جداً إخترعها "توماس جيفرسون" (رئيس أمريكي) |
Bunu o icat etti. İsmi ben buldum. | Open Subtitles | هو إخترعها و أنا أتيت بالإسم |
Suçluluk duygusunu rahipler icat etti. | Open Subtitles | عقدة الذنب... إخترعها الكهنة |
Edison'un icat ettiğini söylüyorlar. | Open Subtitles | كان "بيل أديسون" من إخترعها ؟ |
Bay Pamuk'un düşmanları tarafından itibarını sarsmak için uydurulmuş bir hikaye olduğunu söyledim. | Open Subtitles | قلتُ بأنها كانت قصة إخترعها أعداءُ السيد "باموك" لتشويهِ سُمعتهِ |
Kafasından uydurduğu şarkılar. | Open Subtitles | أغاني إخترعها |