| Gezgin 4022 hainlikten suçlu bulundunuz ve cezanız ani yazılımla öldürülmeniz. | Open Subtitles | المسافر 4022، تمت إدانتك بالخيانة، وعقوبة الخيانة هي الموت بالاستبدال الفوري. |
| Dünyadaki hiçbir jüri, seni suçlu bulmakta başarısız olamaz. | Open Subtitles | لا هيئةَ محلفين في العالمِ سيفشلون في إدانتك |
| Özel mahkeme tarafından suçlu bulunduğunuzu size bildirmem emredildi. | Open Subtitles | أنا مكلف بإبلاغك أنه قد تمت إدانتك من قبل محكمة خاصة |
| Üstelik yanlışlıkla suçlandığın, bir şey bilmeden mahkum edildiğin, ve ailenin yıkıldığı, ve bunların hepsinin arkadaşının bir sözüyle olduğunu bildiğin zaman. | Open Subtitles | إذا تمت إدانتك ظلماً و الحكم عليك دون سؤالك و دُمرت عائلتك و تتساءل لماذا يتسبب صديقك في ذلك؟ |
| mahkum edildiğinde üzerimde çok baskı vardı. | Open Subtitles | أتعرفين حين تمت إدانتك الكثير منا تقبلها بصعوبه |
| Hapse girmesen bile çocuklari alma ihtimalim yüksekmis. | Open Subtitles | و قال أنه حتى لو لم تتم إدانتك فلدي فرصة كبيرة بالحصول عليهم |
| Bu dava, suçlu olmadığınız takdirde, hiç de heyecanlı olmayacak. | Open Subtitles | في تلك الحالة فإن إدانتك ستكون أمراً مثيراً |
| Alfred Borden, Robert Angier'i öldürmekten suçlu bulundunuz. | Open Subtitles | الفريد بوردن , لقد تم إدانتك بقتل رويرت انجيير |
| İskoçya Kraliçesi Mary vatana ihanetten suçlu bulundu. | Open Subtitles | ماري ,ملكة إسكتلندا لقد تم إدانتك بالخيانة العظمى |
| - Yedi kere ihmal ve suistimalden suçlu bulunduğun mahkemenin evrakları. | Open Subtitles | ماذا لديك ؟ شهادات محكمة حيث تم إدانتك بسبع تهم من الإهمال وإساءة المعاملة |
| Lucifer ile ilişkinden ötürü suçlu bulundun. | Open Subtitles | تمت إدانتك بالتواطأ أخلاقيـًا مع الشيطان |
| Bay Young, siz ve ben geçtiğimiz Cuma günü savunmanızı suçlu olarak değiştirmeyi istediğinize dair bir konuşma yaptık mı? | Open Subtitles | سيد ينج ، هل دار بينك وبينى حوار ... الجمعة الماضية أخبرتنى خلالها أنك تريد تغيير إدانتك من برئ الى مذنب ؟ |
| Burada seni doğrudan suçlu gösteren hiçbir şey yok. | Open Subtitles | ليس هنا ما يشير إلى إدانتك مباشرةَ. |
| Bu ülkede suçlu olduğun kanıtlanana kadar suçsuzsun. | Open Subtitles | إنك بريء في تلك الدولة حتّى تُثبت إدانتك! |
| OJ Simpson suçlu bulunmamıştı. Sen niye suçlu bulundun ki? ! | Open Subtitles | لم تتم إدانة (أو جاي سيمبسون) لماذا تمت إدانتك أنت؟ |
| Ayrıca bu suçu bir çeteye fayda sağlamak için yaptığınızdan dolayı iki ceza peşpeşe işlemek kaydıyla beş yıl daha hapis cezasına mahkum ediyorum. | Open Subtitles | بالإضافة إلى، بعد إدانتك بإرتكاب هذه الجريمة بسبب شراكتك ولصالح عصابة ما، فأنا أحكم عليكم بخمسة أعوام إضافية متوالية. |
| Seni mahkum ettiklerinde gerçek bir suça dönüşüyor. | Open Subtitles | ما يجري الأمر أنه عندما يتمك إدانتك يتحول الأمر إلى حقيقة |
| Bu bakımdan seni ölüme mahkum etmek mantıklı olandır. | Open Subtitles | لذلك من المنطقي إدانتك بالإعدام |
| Hapse girmesen bile cocuklari alma ihtimalim yuksekmis. | Open Subtitles | و قال أنه حتى لو لم تتم إدانتك فلدي فرصة كبيرة بالحصول عليهم |
| Ona yaptığı çok berbattı ve bu topraklardaki hiçbir jüri, seni bunun için Hapse atmaz. | Open Subtitles | ما فعله بها كان بشعاً ولا يوجد مَن يستطيع إدانتك |