| Evlenemediğim için değil Eğer istersem bir dakikada. | Open Subtitles | ليست مسألة استطاعة بل مسألة رفض أستطيع في أي وقت، إذا أردتُ |
| Brian`ı tavlayabilirim. Eğer istersem onu alırım. | Open Subtitles | يمكنني ان احصل على براين إذا أردتُ ان احصل عليه يمكنني ان احصل على براين |
| Bu benim işim ve istersem batırırım | Open Subtitles | إصمت. هذا عملي، و سأقوم بتدميره إذا أردتُ ذلك |
| İstesem seni bir vuruşta bayıltabilirdim. | Open Subtitles | هل تعلمين أنهُ إذا أردتُ .يُمكنني أن اطرحكِ ارضاً بضربة واحدة |
| ...istesem de onları terk edemem. Dün gece nereye gittin? | Open Subtitles | وأنا لا أَستطيعُ أَنْ أَتْركَهم حتى إذا أردتُ ذلك اين ذْهبُت ليلة أمس؟ |
| Eğer isteseydim ben de olurdum. | Open Subtitles | اُراهن بأنني أستطيع أن اكون منهم إذا أردتُ |
| Eğer sizi küçük parçalara ayırmak istersem, bunu kullanırım. | Open Subtitles | إذا أردتُ تقطيعك إلى قطع صغيره فسوف أَستعمل هذا |
| İstersem ama bunu neden isteyeyim ki? Bana yapabileceğini göstermek için. | Open Subtitles | إذا أردتُ فعل ذلك، ولكن لمَ أريد أن أفعل ذلك؟ |
| Bir şeyi kafama koyup onu istersem, hiç bir şey bunu yapmama mani olamaz. | Open Subtitles | إذا أردتُ ، و ركزتُ عليه لا يوجد شيء يمكنه الوقوف في طريقي |
| Neredeyse kaçırdığım ev, şimdi istersem benimmiş. | Open Subtitles | بدا أن المنزل الذى كدت أفقده أصبح ملكاً لي إذا أردتُ ذلك |
| İstersem kurtulurum. | Open Subtitles | تَعْرفُ بأنّني يُمْكِنُ أَنْ أَخْرجَ هذا إذا أردتُ إلى. |
| Ayrıca istersem gece yarısı sana kahve getiririm. Buna karışamazsın. | Open Subtitles | وسأحضر لك القهوة في منتصف الليل إذا أردتُ ذلك. |
| Yeşillik istersem salata yerim. | Open Subtitles | إذا أردتُ الاستمتاع بالخضرة، آكل طبق سلطة. |
| Yeşillik istersem salata yerim. | Open Subtitles | إذا أردتُ الاستمتاع بالخضرة، آكل طبق سلطة. |
| - Bu da, terfi ettiğim ve istersem %2 faizle yarım milyon dolarlık kredi alabileceğim anlamına geliyor. | Open Subtitles | -والذي يعني انني حصلتُ على ترقية . ويمكنني اقتراض نصف مليون دولار بنسبة اثنان بالمئة إذا أردتُ ذلك. |
| Peki özel zaman istersem, ne yapacağım? | Open Subtitles | و إذا أردتُ وقتٌ خاص, ماذا أفعل؟ |
| Sonuçlara etki etmek istesem bile, bunu yapamam. | Open Subtitles | حتى إذا أردتُ التأثيير على النتائج لا أستطيع |
| Ayrıca birisini yok etmek istesem, bir daha asla bulunamazdı. | Open Subtitles | بالإضافة إلى ، إذا أردتُ إخفاء شخصاً ما ، سيظل كذلك |
| Evet, demek istediği bu günlerde karımı görmek istesem istiyorsam... rezervasyon yaptırmak zorundayım. | Open Subtitles | أجل، أنا تقريبًا مضطر للذهاب لمشاهدة عرض إذا أردتُ تمضية بعض الوقت مع زوجتي حاليًا |
| Eğer bir koca isteseydim, parmağımı şıklatmam yeterdi. | Open Subtitles | إذا أردتُ واحد، أنا يُمْكِنُ أَنْ فقط عضّْ أصابعَي. |
| Babanı isteseydim, bırakabilirdim. | Open Subtitles | أنا يُمْكِنُ أَنْ أَتْركَ أبّاكَ إذا أردتُ. |