| Saygın meslektaşlarıma itiraf yada değil herneyse onu anlatacağımdan emin ol,Teklifi geri çekiyorum. | Open Subtitles | إذا لم يكن لدي إقرار من العميل على مكتبي الساعة 5: 00 بعد الظهر ، أسحب العرض |
| Yatak karşılığı itiraf almak oldukça cazip bir anlaşma. | Open Subtitles | نحتاج لإقرار، و مرتبة من أجل إقرار بالقتل إنها صفقة جيدة جداً |
| Sanırım bu bir tür itiraf. | Open Subtitles | أعتقد أن هذا إقرار بالأنواع سألت كثيراً |
| Kafasına uzlaşma anlaşması gibi aptal fikirleri sokmamak da senin sorumluluğun. | Open Subtitles | ومن التزاماتك ألا تمنحه أفكاراً غبيّة .. مثل صفقة إقرار بالذنب، لأنّه سيقبل بذلك |
| Şimdi uzlaşma anlaşması da önerdiler ki. | Open Subtitles | والآن هو قد رحل وحصل على صفقة إقرار بالذنب لتخفيف عقوبته |
| Bölge savcısı, sana sanık uzlaşma anlaşması teklif etmeye hazır olduğunu söyledi. | Open Subtitles | وكيلة النيابة أبلغتني بأنها على استعداد لتقديم لك صفقة إقرار بالذنب |
| Parmak izi, görgü tanığı, itiraf. | Open Subtitles | بصمات، شهود عيان، إقرار |
| Suçlu olduğunu samimi bir şekilde itiraf etmesini istiyordum. | Open Subtitles | كنت أود إقرار حقيقى بالذنب |
| Ekibime de Tara için uzlaşma anlaşması hazırlattım. | Open Subtitles | وجعلت الفريق يرتب إتفاق " إقرار عذر لـ " تيرا |