| binlerce üretilen stirling motorlarının aksine, yüz milyonlarca içten yanmalı motorlar üretildi. | TED | صنعت مئات الملايين من محركات الاحتراق الداخلي بالمقارنة إلى آلاف محركات ستيرلنج |
| İşte bu durum, bizim arılarla olan ilişkimizi açıklıyor ve bu ilişki binlerce yıl öncesine dayanıyor. | TED | هذا بالفعل يمثل علاقتنا بنحل العسل وهذا يرجع قديماً إلى آلاف السنين |
| Burada klasik spamci davranışı ile ilgili bir hesap örneği var, tam olarak aynı mesajı binlerce kişiye gönderiyor. | TED | هذا مثال على حساب متورط بسلوك إزعاج تقليدي، يرسل الرسالة ذاتها إلى آلاف الناس. |
| binlerce parçasını yokedebilirsiniz ama kafası kaldığı müddetçe kendini yeniler ve çoğalır. | Open Subtitles | يمكن سحقها إلى آلاف القطع لكن طالما الرأس باقياً، فإنها تعيد بناء نفسها وتنتشر |
| Evet, ama eğer öğrenirlerse bizi binlerce küçük parçaya ayırabilirler. | Open Subtitles | أجل، و لكن إن اكتشفوا أمرنا، فبإمكانهم تقطيعُنا إلى آلاف القطع الصغيرة |
| Şuna bak. Bu kayıtlar, binlerce yıl önceye uzanıyor. | Open Subtitles | انظري إلى هذا، هذه السجلات تعود إلى آلاف السنين |
| Seçim kampanyam sırasında binlerce kişiyle konuştum. | Open Subtitles | تعلمون، تحدثت إلى آلاف الناس خلال هذه الحملة |
| Data binlerce resimle şifrelenmişti. | Open Subtitles | كانت البيانات مشفرة إلى آلاف الصور |
| binlerce yıl önce akan tek bir kandan geliyoruz. | Open Subtitles | روابط الدم تعود إلى آلاف السنين |
| Para elektronik ortamda, paketleme işlemiyle binlerce faaliyete bölünüyor. | Open Subtitles | يتم تقسيم المال إلكترونيا إلى آلاف "من المعاملات ، تعرف بإسم "الرزم |
| binlerce yıl öncesine dayanan bir geçmişimiz var. | Open Subtitles | تاريخ يعود إلى آلاف السنين. |
| Bu kampanyanın işe yaramasını sağlayan şey iki sivil toplum örgütüyken tüm dünyada 90 ülkede binlerce insana ulaşmamızdı Mayınların yasaklanması için birlikte çalıştık | TED | أحد الأشياء الذى جعل هذه الحملة تنجح هو أننا قد نمونا من منظمتين غير حكوميتين NGO إلى آلاف فى تسعين دولة حول العالم ، نعمل معاً فى قضية مشتركة لتحريم الألغام . |
| Aileme, boynumdaki kırığın sabit olduğunu fakat omurgamın tamamen ezilmiş olduğunu söylediler, L1 omurum, sanki bir fıstığı yere atıp üzerine basarak, binlerce parçaya parçalamışsınız gibiydi. | TED | أخبروا والدّي ، أن كسر الرقبة كان مستقراً، لكن الظهر كان مهشّماً تماماً. الفقرة القطنية ( الفقرة الخامسة من العمود الفقري) كانت كما لو رميت قطعة فول سوداني، و دهست عليها، و هشمتها إلى آلاف القطع الصغيرة. |