| Düşünmeliyim. Sonra düşünürsün Bobby. Yarım saate kadar restorana gitmeliyim. | Open Subtitles | فكر لاحقاً، عليّ العودة إلى المطعم ثانيةً خلال نصف ساعة |
| Yine de, önemli bir toplantı için restorana gitmek zorundayım. | Open Subtitles | يجب أن أذهب إلى المطعم الآن من أجل أجتماع مهم |
| - Lütfen, lokantaya geri dönün. - Bn. Gruen, merhaba. | Open Subtitles | هيا عودي إلى المطعم, أرجوكي سيدة جروين, اهلا |
| lokantaya gelmesi, arabaya binmesi kahveyi içmesi. | Open Subtitles | حظورهـ إلى المطعم و ركوبه في السيارة و شربه للفهوه |
| Bu akşam restauranta ayrı arabalarla gitmeliyiz. | Open Subtitles | علينا أخذ سيارات منفصلة إلى المطعم الليلة |
| Hadi focaccia servis eden bir restauranta gidelim ve normale dönelim. | Open Subtitles | الآن دعينا نذهب إلى المطعم الذي يقدم الكعك نرجع إليه وحسب حسناً |
| Neden birisi Çin lokantasına gidip, güveçte bir şeyler getirmez? | Open Subtitles | هلا يذهب أحدكم إلى المطعم ويحضر لنا شيئاً؟ |
| Seninle birlikte anlaşmayı kutlamak için, şarabı yanımda restorana getirdim. | Open Subtitles | كنت أأخذ النبيذ إلى المطعم لكي أحتفل بأتمام الصفقة معك. |
| Aria, babanın gözü sürekli üzerimizde. Geçen gece gideceğimiz restorana da geldi. | Open Subtitles | من الواضح أن أباكِ مترصد لعلاقتنا لقد جاء إلى المطعم تلك الليلة |
| Doğru restorana mı gidiyoruz yoksa önce sizin eve mi gideceğiz? | Open Subtitles | إذا، هل سنذهب مباشرة إلى المطعم أو سنتوقف عند منزلك أولا؟ |
| Sonra düşünürsün Bobby. Yarım saate kadar restorana gitmeliyim. | Open Subtitles | فكر لاحقاً، عليّ العودة إلى المطعم ثانيةً خلال نصف ساعة |
| Şarabın üreticisi restorana gelir. | Open Subtitles | أنا أعرفها فهي تأتي إلى المطعم طوال الوقت |
| Bugün restorana öğle yemeğine gelin. | Open Subtitles | يجب أن تأتوا إلى المطعم لتناول الغذاء اليوم |
| Corner Pocket in yanındaki lokantaya, sanırım. Kazandıklarımı sonra alırım. | Open Subtitles | إلى المطعم المجاور على ما اعتقد وخذ الجائزة التي فزت بها لاحقا |
| Sonra lokantaya gittim, arabam o zaman çalındı. | Open Subtitles | لذا قمت بالقيادة إلى المطعم و عندها تمت سرقة سيارتي |
| Eğer o lokantaya gidersek, pantolonumuzu bulan turisti bulabiliriz, bulacağız. | Open Subtitles | لذا لو ذهبنا إلى المطعم سنجد الشخص المعين والذي بحوزته البنطال والذي ربما يكون هناك من المحتمل أنه هناك سيكون هناك |
| Beraber restauranta gitmek istermisin? | Open Subtitles | هل تريد أن نذهب إلى المطعم سوية؟ |
| Neden birisi Çin lokantasına gidip, güveçte bir şeyler getirmez? | Open Subtitles | هلا يذهب أحدكم إلى المطعم ويحضر لنا شيئاً؟ |
| Howard, sen çizgi roman dükkanını kontrol et, Raj, sen de Tayland lokantasına git. | Open Subtitles | هاورد, اذهب إلى محل الكتب الهزلية و راج, إذهب إلى المطعم التايلندي |