| Hepiniz Los Angeles'a taşınıyorsunuz, ve sen Vegas'a geri dönüyorsun. | Open Subtitles | أنتم كلكم ستنتقلون إلى, لوس أنجلوس وأنت ستذهب إلى, فيغاس |
| Yine Vegas'a gitmem gerekiyor. Birkaç bin dolar gidecek yine. | Open Subtitles | هذا معناة أني يجب أن أذهب إلى فيغاس,و سيكلفني ذلك 2000 دولار |
| Patronlar kardeşim Dominick'i Vegas'a göndermemi istedi. | Open Subtitles | الزعماء أرادوا أن أرسل أخي دومينيك إلى فيغاس |
| Doğru düşünmüşsün. Peki bu kadar korktuysan neden Vegas'a gittin? | Open Subtitles | إذا كنت خائف للغاية، لماذا أخذت المال إلى "فيغاس" لتنفقه؟ |
| Baker'ı Vegas yolunda kaç kere yenmiştin? | Open Subtitles | كم مرّة فزتِ بسباق التحدّي من بيكر إلى فيغاس ؟ |
| Doğru düşünmüşsün. Peki bu kadar korktuysan neden Vegas'a gittin? | Open Subtitles | إذا كنت خائف للغاية، لماذا أخذت المال إلى "فيغاس" لتنفقه؟ |
| Seninle Vegas'a gitme sözü verdiğimi kabul ediyorum. | Open Subtitles | حسنا سأعترف بأني وعدتك بأني أذهب إلى فيغاس معك |
| Kapıdan çıkıp, Vegas'a gidiyorum, nasıl olduğunu bilmiyorum. | Open Subtitles | أنا أنهض فقط وأعلم أني ذاهب إلى فيغاس ولكني لاأعلم كيف |
| Birkaç müşterime güven tazelemek amacıyla Vegas'a gideceğim. | Open Subtitles | يجب أن أذهب إلى فيغاس و ألتقي مع بعض الزبائن و الاهتمام ببعض الأشياء |
| Birkaç müşterime güven tazelemek amacıyla Vegas'a gideceğim. | Open Subtitles | يجب أن أذهب إلى فيغاس و ألتقي مع بعض الزبائن و الاهتمام ببعض الأشياء |
| Ve sonra sizden Vegas'a gidip, ortalıkta göze batmanızı istiyorum... belki bir iki araba fuarında olabilir. | Open Subtitles | و بعد ذلك أريدكن أن تذهبن إلى فيغاس و تقدمن بعض العروض الشخصية |
| Evet ederim. Soru: Neden Las Vegas'a uçakla gitmedik? | Open Subtitles | : نعم أجرؤ ، سؤال لماذا لم نذهب بالطائرة إلى فيغاس ؟ |
| Merhaba, benim. Bak, havaalanındayım ve Las Vegas'a iki biletim var. | Open Subtitles | انظري أنا في المطار وأحمل تذكرتين إلى فيغاس |
| Beni öldürme ama biraz ara verip hafta sonu için arkadaşlarımla Vegas'a gidiyorum. | Open Subtitles | لا تقتليني, ولكنني فكرت في اخذ أجازة نهاية الأسبوع، وأصدقائي سيذهبون إلى "فيغاس". |
| Biri seni Vegas'a götürüyorsa, mala vurmayı umuyordur. | Open Subtitles | لو أخذك شخص في رحلة إلى فيغاس هو يتوقع أنه سيحصل على مضاجعة |
| Tamam. Vegas'a gitti. Dün gece de geri geldi. | Open Subtitles | حسنا ، ذهب إلى فيغاس و عاد يقود ليلة الأمس |
| Katrina'ya, "Bankadan tüm paramı al ve Vegas'a git." | Open Subtitles | يقول لكاترينا، اتخاذ جميع من أموالي للخروج من البنك والذهاب إلى فيغاس. |
| 10 bin dolar nakit ve Vegas'a sadece gidiş bileti. | Open Subtitles | عشرة آلاف نقداً وتذكرة " بلا عودة إلى " فيغاس |
| Vegas'a çift olarak gitmekten daha kötü bir şey varsa o da evli olarak gitmektir. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الأسوأ من الذهاب إلى فيغاس تسير كزوجين كرجل وزوجته. |
| Ekibin Vegas'a gitmesi ve ceplerimize 5,000 $ koymanız daha etkili olacaktır. | Open Subtitles | لقد أخبرتك, سيدي, ستكون أكثر فعالية لو ذهبت الفرقة إلى فيغاس وأعطيت كل منّا 5000 دولار. |