| Çünkü bence bu daha çok dile nasıl baktığımızla alakalı. | TED | لأنني أعتقد بأن الأمر يرجعُ كثيرًا إلى كيفية رؤيتنا للّغة. |
| İçe dönüklük daha çok sosyal tetikleme gibi bir duruma nasıl tepki gösterdiğinizle ilgili. | TED | إن الانطوائية هي أقرب، إلى كيفية استجابتك للتحفيز، بما فيه التحفيز الإجتماعي. |
| Bundan sonra yapmak istediğim şey kalan bu ses yeteneklerinden nasıl yararlanabileceğimizi bulmak ve onlar için kişiselleştirilmiş bir teknoloji geliştirmekti, kendilerine özgü olabilecek sesler. | TED | ما أردت فعله بعد ذلك هو، أني أردت التوصل إلى كيفية تسخير تلك القدرات الصوتية المتبقية وبناء تقنية يمكن ملائمتها لتناسبهم، أصوات يمكن ملائمتها لتناسبهم. |
| Buna geçmeden önce vücudun aslında nasıl çalıştığına bakmalıyız. Herkes biliyor ki | TED | حسنًا، قبل أن نقوم بذلك، علينا أن ننظر بكثب إلى كيفية عمل الجسم الفعلية. |
| Bir soy ağacında nasıl ilişkili olduğuna bakarsak tüylerin evrimi aslında o kadar da imkânsız gözükmüyor. | TED | إذا نظرتم إلى كيفية قرابتهم على شجرة العائلة، تطور الريش لا يبدو مستحيلاً تماماً. |
| Makinelere nasıl görme yetisi verdiğimize göz atmalıyız. | TED | حسنا، علينا أن ننظر إلى كيفية تفعيل حاسة البصر عند الآلات. |
| Ve çevre sadece ağaçlar ve kuşlar ve soyu tehlikedeki türler olmaktan birbirimize nasıl davrandığımıza doğru değişti. | TED | فتغير مفهوم البيئة من مجرد التطرق للأشجار و الطيور و الأصناف المهدّدة بالإنقراض إلى كيفية معاملتنا لبعضنا البعض. |
| Bu süreci nasıl yararlı bir sürate hızlandırılacağını bulmak için de geriye yapılacak çok iş bırakıyor. | TED | وما زال هناك عمل كثير يتعين القيام به للتوصل إلى كيفية إسراع العملية إلى سرعة مفيدة. |
| Kelime, ineklerin yiyeceklerini nasıl sindirdiğini anlatıyor. | TED | إن الكلمة تنصرف إلى كيفية هضم الأبقار الطعام. |
| Ve bence bunu nasıl yaptığımıza bakarak çok harika şeyler öğrenebiliriz. | TED | و أعتقد أننا نستطيع تعلم بعض الأشياء المدهشة عبر النظر إلى كيفية القيام بذلك. |
| - Ben gitmek istiyorum. - nasıl yiyor baksana. | Open Subtitles | ـ أريد أن أذهب حالا ـ فقط أنظر إلى كيفية تغذيتها |
| Katilin bunu nasıl becerdiğine dair bir kanıt var mı ? | Open Subtitles | أيّ دليل بالنسبة إلى كيفية القاتل إستطاع هل ذلك؟ |
| Bunun, Nicholas van Orton'ın şımartılmış mevcudiyetine nasıl bir etkisi olacağı konusunda, kimse fikir yürütemiyor. Demokratların da, Cumhuriyetçilerin de hemfikir oldukları tek konu çoğu Amerikalı'nın ekonominin geleceği konusunda ciddi kaygılar duyduğu. | Open Subtitles | إلى كيفية التأثير على هذا الموجود نيكولاس فان أورتن أن معظم الأمريكيين لديهم شكوك قوية بِشأن الاقتصاد |
| Seni getirdiği için Providence'a nankör davrandım ama onlarla nasıl bir araya gelebildiğini merak ediyorum. | Open Subtitles | ليس ذلك أنني جاحد لإعادتك إلى بروفيدانس لكنني أعترف أنا فضولي نوعا اما بالنسبة إلى كيفية إستطعت التصفية معهم |
| Bu insanların nasıl buraya geldiği hakkında neredeyse hiç bir şey yok. | Open Subtitles | عدا اللغة لا يوجد أيّ شيء تقريباً للإشارة إلى كيفية وصول هؤلاء الناس هنا |
| 4 gün boyunca kız yeğenlerimin nasıl yetenekli olduğunu dinlemek. | Open Subtitles | أربعة أيـّام من الاستماع إلى كيفية شراء هدايا لأقاربي |
| Ama bakın nasıl sonuçlandı, yanıldınız. | Open Subtitles | و انظري إلى كيفية انتهاء ذلك. لقد كنتِ مخطئة |
| Bakın et nasıl ayrılmış ve kesik kesik izler kalmış. Köpek, hatta ayı ısırığı gibi, ama insan. | Open Subtitles | انظرا إلى كيفية تمزيق اللحم مع علامات مسنّنة كلبيّة أو دبيّة، لكن بشريّة. |
| Aileme ve çiftliğime nasıl bakacağımı söylemeyi bırak. | Open Subtitles | توقف عن توجيهي إلى كيفية الأعتناء بقومي وأرضي |
| Aileme ve çiftliğime nasıl bakacağımı söylemeyi bırak. | Open Subtitles | توقف عن توجيهي إلى كيفية الأعتناء بقومي وأرضي |