| Madagaskar'da altı tür daha var ve bu bitkinin gerçek potansiyeli nedir tam olarak bilemiyoruz, fakat tam olarak bildiğimiz şey, soyunun tükenmesinin söz konusu olduğu. | TED | لدينا 6 أنواع أخرى بمدغشقر، ولا نعرف ما هي إمكانات تلك النبتة، ولكن ما نعرفه هو أن الحياة النباتية هي مهددة بالانقراض. |
| Sahel bölgesinde henüz kullanılmamış bir tarım potansiyeli var. Bu potansiyeli harekete geçirmenin yolu da piyasa şartlarını değiştirmek. | TED | يوجد إمكانات زراعية غير مستغلة في الساحل، وكل ما يتطلبه الأمر هو تغيير حالة السوق لتفعيل هذه الإمكانات. |
| İşte o zaman bu aletlerin potansiyeli gerçeğe dönüşür. | TED | وذلك عندما يمكنُ أن تصبح إمكانات هذه الأدوات حقيقة واقعة. |
| Bence Beckshire'da senin potansiyeline uygun birisini bulacaksın. | Open Subtitles | اعتقد انكِ ستجدين المقعد وسيكون حقا مناسبة لكِ وما لديكِ من إمكانات. |
| Burada, herkes onun yüksek potansiyeline erişebilmesi için cesaretlendirilir. | Open Subtitles | هنا، وشجع الجميع للوصول إلى أعلى إمكانات له أو لها. |
| Sürekli olarak bu gelecekteki potansiyelin mırıltılardan zayıf sinyallerini arıyoruz. | TED | حيث نتتبع باستمرار الدلائل المُهمّشة تلك التي تشير إلى إمكانات كامنة في المستقبل. |
| Bu,gerçek potansiyele sahip... ...bir sosyal değişikliğin oluşmasının temeli. | TED | هو أساس لشكل ينمو من أشكال الابتكار الاجتماعية ذا إمكانات حقيقية. |
| Tamamen farklı bir dünya ve büyük potansiyeli var. | TED | إنه عالمٌ كاملٌ مختلف، ويحمل إمكانات عظيمة. |
| Amy Yamata sınıfta potansiyeli olan tek kişi. | Open Subtitles | آيمي ياماتسا هي الوحيدةة في الصف التي عندها إمكانات |
| Biraz işi var ama potansiyeli çok fazla. | Open Subtitles | انها تحتاج الى القليل من العمل، ولكن هناك الكثير من إمكانات هناك. |
| İlk tanıştığımızda sen büyük bir potansiyeli olan toy biriydin. | Open Subtitles | حين تقابلنا أول مرة، كنت مجرد... نقي، ذو إمكانات جيدة. |
| John, bu cihazın büyük bir potansiyeli olduğuna katılıyorum. | Open Subtitles | (جون) ، أنا أتفق معك قد يكون لهذا الجهاز إمكانات كبيرة |
| potansiyeli var. | Open Subtitles | ولكن له إمكانات رائعة. |
| Bir katil olarak "parmak ısırtma potansiyeli" var. | Open Subtitles | -حسناً، سأقول أنّ لديها "إمكانات مُذهلة".. كقاتلة . |
| Çok büyük potansiyelin var bebeğim. | Open Subtitles | لديكِ إمكانات هائلة يا فاتنتي. |
| Gelecek Sinsi Pete olacak potansiyelin olduğunu düşünüyoruz. | Open Subtitles | نرى أنه لديكم إمكانات لتكونوا السيد (سنيكي بيت) التالي. |
| Ancak bu yerler, bu adressiz yerler, büyük bir ekonomik potansiyele sahip. | TED | ولكن هذه الأماكن، هذه الأماكن غير المعنونة، تحمل إمكانات اقتصادية هائلة. |
| Artık biliyoruz ki, insansız hava araçları inanılmaz bir potansiyele sahip, sadece yabani hayat suçları ile savaşmak için değil, aynı zamanda bu vahşi yaşam popülasyonunun sağlığını gözlemlemek için. | TED | الآن ونحن نؤمن أن الطائرات لديها إمكانات هائلة، ليس فقط من أجل مكافحة الجريمة الحياة البرية، ولكن أيضا لرصد صحة هذه الاعداد من الكائنات البرية، |