Tamam, kravatını çıkar. Paketi değiştiremiyorsam en azından kurdelesini değiştirebilirim. | Open Subtitles | حسناً ، إنزع رابطة عنقك لو لم يمكني تغيير الصندوق، |
Yetki alanınızın dışına çıktınız. Köpeklerin ağızlıklarını çıkar, Solly. | Open Subtitles | أنت خارج من سلطتك القضائية إنزع الكمامات، سولي |
Gideceğin yere varınca, ayakkabılarını ve çoraplarını çıkar. | Open Subtitles | بعد أن تصل إلى المكان الذاهب إليه إنزع أحذيتك وجواربك |
Şimdi, aşağı in ve pantolonunu çıkart, bayım! | Open Subtitles | الآن، إذهب إلى القبو، و إنزع هذا السروال. هيّا، تحرّك. |
İzin veriyorum. Lütfen gömleğinizi çıkarın. | Open Subtitles | أنا موافق ، سيد باكت رجاءًا ، إنزع قميصك |
"Ölmek istemiyorum, ailem var, lütfen şunu çıkar" diyor. | Open Subtitles | يقول: لا أتمنى الموت, عندي عائلة من فضلك, إنزع هذه مني |
Ama içeri girmeden önce şu jeketi çıkar. | Open Subtitles | و لكن إنزع ذلك المعطف قبل أن تذهب للداخل |
Artık şu şeyi kafandan çıkar ve hemen yak onu. | Open Subtitles | الآن أرجوك إنزع ذلك الشيء عن رأسك وقم بحرقه |
Üniformanı çıkar, balığa çık. | Open Subtitles | و إنزع ملابسك الرسميه و إذهب لصيد الأسماك |
çıkar şunu. Bu yasaya aykırı. | Open Subtitles | إنزع هاتين، إنه غير قانوني أن تستخدمهما، يا غبي |
Lütfen beni dışarı çıkar ve eve götür. Koyun gibi mi görünüyorum? | Open Subtitles | أرجوك يا صديقي إنزع عني هذا اللباس، لقد تحمّلته بما يكفي، هل أبدو كخروف؟ |
Dinle beni seni koca mavi pislik. çıkar o kulaklıkları. | Open Subtitles | إسمعني، آيها اللقيط الأزرق إنزع سماعات الأذن هذة |
- Siyahiler böyle der: "Donla'nı çıkar." | Open Subtitles | لا ، هكذا ينطقها السود إنزع ملابسك الداخلية |
Akli dengen gitmiş gibi görünüyorsun. En azından şu kravatı çıkar. | Open Subtitles | تبدو معتوها إنزع ربطتك على الأقل |
Gözlerindeki bantları sök ve şu lanet şeyi boğazından çıkart, ve uyan. | Open Subtitles | إنزع اللصاقات عن عيناك و الأنبوب من حنجرتك و أفق |
Gözlerindeki bantları sök ve şu lanet şeyi boğazından çıkart, ve uyan. | Open Subtitles | إنزع اللصاقات عن عيناك و الأنبوب من حنجرتك و أفق |
Maskesini çıkarın, öldüğünde yüzünü görmek istiyorum. | Open Subtitles | . إنزع قناعك . أريد أن أرى وجهك عندما تموت |
Lütfen, sadece, ceketinizi çıkarın, makineden geçmeli. | Open Subtitles | إنزع سترتك لأنها تحتاج لأن تمر على الجهاز |
Yanındaki adamın silahını al, sonra saklan ve gelen adama da aynını yap. | Open Subtitles | إنزع سلاح الرجل أنت مع، ثمّ يختبئ. نفس إلى الرجل يترأّس طريقك. |
Gramps, dişlerini yerine koy, ellerini kızdan çek ve dikkatini ver. Bugün burada bir şeyler öğrenebilirsin. | Open Subtitles | إنزع طاقم أسنانك ، و إرفع يدك عن ابنتك و أعر انتباها لربما تتعلم شيئا هنا اليوم |
Lütfen ellerinizi karımdan Çekin, bayım. | Open Subtitles | إنزع يدك من على زوجتي، من فضلك يا سيدي |
Gözümdeki bağı çöz. Söz veriyorum bağırmayacağım. Söz veriyorum. | Open Subtitles | إنزع هذا من عينى أعدك بأننى لن أصرخ |
Hemen o t-shirtü çıkartın bayım. Yoksa ben çıkartırım. | Open Subtitles | إنزع ذلك القميص عنك أو سأنزعه أنا , يا سيدي |
Artık küçük bir çocuk değilim. Lütfen gözbağını açın | Open Subtitles | لم أعد طفلاً صعيراً بعد الآن إنزع العصابة من فضلك |
Gözlüklerini çıkarda gözlerini görebileyim. | Open Subtitles | إنزع نظارتك ليمكنني أن أرى عيونك |
Patlayıcıları çıkarsana, neyi bekliyorsun? | Open Subtitles | إنزع عنه الحزام الناسف ماذا تنتظر؟ |