| Bu Ishbal'de uyguladığımız yöntemin aynısı. | Open Subtitles | إنها نفس الإسترتيجيه التي إستخدمناها في أشبال |
| Aslında, bu sana doğum gününde verdiğim kartın aynısı. | Open Subtitles | في الحقيقة، أعتقد إنها نفس البطاقة التى اعطيتها لكِ في عيد ميلادكِ |
| İmgelemlerimde, annemin babamın yanına koyduğu çiçeklerin aynısı. | Open Subtitles | إنها نفس الأزهار التي وضعتها أمي بجوار أبي في رؤيـاي |
| Vücudunun ağırlığının seni yukarı kaldırmasına izin ver. Trombolini hatırla. aynı mantık. | Open Subtitles | دعى ثقل جسدك يأخذك لأعلى ، تذكري إنها نفس فكرة جهاز الترامبولين |
| Kil için de aynı şey geçerli. Kurumuş kil kullanamazsın. | Open Subtitles | إنها نفس الشيء مع الطين، عادة لا نستخدم الطين القديم |
| Bu tüm kitapları ile aynı hikaye. Bunların Yok yasak hak. | Open Subtitles | إنها نفس القصة بكل الكتب لا أحد منهم يستحق أن يُترك |
| Kurallar hep aynıdır. Her zaman geçerli olurlar. | Open Subtitles | إنها نفس القواعد المعتادة، إنها تنطبق دوماً |
| Nefes alamama,mide bulantısı. Sana diyorum,aynısı anneme de oldu. | Open Subtitles | ضيق التنفس و الغثيان إنها نفس أعراض والدتي |
| Alfa erkeklerin peşine düşmesine yol açan düşüncenin aynısı. | Open Subtitles | إنها نفس طريقة تفكيره 'و هذا سيجعله يبدا في صيد الرجال 'ألفا من جديد |
| Orada olanın aynısı. Görebiliyorsun, değil mi? | Open Subtitles | إنها نفس الرسمة الموجودة هناك أتلاحظين ذلك؟ |
| Bulduğum tabletin üzerinde yazanın aynısı. | Open Subtitles | إنها نفس الكلمة المحفورة على اللوح الكتابي |
| Beyler, önünüzdeki tabakta duran meyvenin aynısı ya. | Open Subtitles | أريد الفواكه يارفاق . إنها نفس الفاكهه التي أمامكم على الطبق |
| Bak! Tablodaki gülümsemesinin aynısı. | Open Subtitles | انظري، إنها نفس الابتسامة الموجودة بالرسمة |
| Bana yaptığının aynısı. | Open Subtitles | إنها نفس النظرة التي تُواتيني عند تذكر أمر ما |
| Devamlı aynı bilgiler geliyor sanki bir döngüye girmiş gibi. | Open Subtitles | إنها نفس المعلومات مراراً وتكراراً، كأن كأننا في دائرة مغلقة. |
| Yani, üstüne gel ve tıkla, daha çok menüler, ikonlar gibi, hepsi aynı şey. | TED | أعني، مثل المؤشر، والنقر، مثل القوائم، الإيقونات، إنها نفس الشئ |
| Hiç fark etmez. Sivrisinek, aynı sivrisinek ve hastalık, aynı hastalıktır. Siz, risk altındasınız. | TED | هذا لا يهم حقًا. إنها نفس البعوضة وإنه نفس المرض. أنت في خطر. |
| Demek istediğim, aynı hikâye. Yalnızca farklı isimlerle. | TED | أعني، إنها نفس القصة ولكن بأسماء مختلفة. |
| Japonca ve İngilizcesi aynı. | TED | إنها نفس اللعبة باليابانية والإنجليزية. |
| Bunlar büyük tırlarda çarpışmayı önlemek için kullanılan etiketlerle aynı. | TED | إنها نفس اللاصقات المستخدمة في الشاحنات الكبيرة لتجنب الإصطدام |
| aynı çıkmaz, bitmeyen aynı problem. | TED | إنها نفس المعضلة، إنها كهذا المشكلة الأبدية. |
| Şempanze ve insanlarda hemen hemen aynıdır. Korku tepkisinin merkezidir. | Open Subtitles | إنها نفس الشيء للشمبانزي كما هو الحال بالنسبة للبشر |