| Paradoksal olarak, ahlaki uyumsuzluğun bir örneği olarak, benzer bilgileri paylaşan gruptu. | TED | بشكل متناقض، لقد كانت المجموعة التي أدخلت معلومات مماثلة، إنه مثال على عدم الانسجام الأخلاقي. |
| Programımızın en zor vakaları bile düzeltebildiğinin bir başka iyi örneği. | Open Subtitles | إنه مثال آخر عظيم على إن برنامجنا يمكنه أن يصلح منتديات دي في دي للأفلام حتى الحالة المستعصية |
| Bu sadece benim aşırı korumacı ebeveynliğimin kararlarımı etkilemesinin bir örneği daha. | Open Subtitles | إنه مثال آخر على تربيتي المفرطة في الحماية وهي تهزمني |
| Bakın. Şuna bakın. Suçlu titremesinin mükemmel bir örneği. | Open Subtitles | انظروا إلى هذا، إنه مثال نموذجي على رجفة يد المزوّر. |
| Manyetik alanlar ve telepatinin sıradışı bir örneği... | Open Subtitles | إنه مثال إستثنائي حول_BAR_ المجال المغناطيسي والتخاطر |
| Gölgenden nasıl kurtulacağımın küçük bir örneği sadece. | Open Subtitles | إنه مثال واحد لطريقة خروجي من تحت ظلكِ. |
| Bagwell'in ileri bilişsel uyumsuzluğunun bir örneği. | Open Subtitles | إنه مثال على تطور التنافر الادراكي لـ(باغويل) |