| İki gün önce Ed'i aradım. Beni hala aramadı. | Open Subtitles | اتصلت بـ إيد قبل يومين، إيرين ولم يرد على اتصالي بعد |
| Evet, ama aramamın sebebi bu değil. Hemen buraya gelmen gerek. | Open Subtitles | نعم، ولكن هذا ليس سبب اتصالي احتاجك أن تأتي الى هنا |
| Sizi aradığım için üzgünüm bay Bannister. Lütfen gidin. | Open Subtitles | انا اعتذر عن اتصالي بك سيد بانستر اخرج من هنا |
| Bayan Amalia, iki gün önce burada ortaya çıkıp, sonra yeniden ortadan kaybolan kayıp kişi için neden gazeteyi aradığımı bilmek ister miydiniz? | Open Subtitles | سيدة أماليا هل تريدين معرفة سبب اتصالي بالصحيفة عن الشخص الذي ظهر هنا منذ يومين ثم اختفى مجدداً؟ |
| Bu yüzden aramadım. | Open Subtitles | ما يعني بأني تأخرت بتقديم المساعدة لطفلي مجدداً ليس هذا سبب اتصالي بك وأنت تعرف ذلك |
| Ya bana 2 milyar doların nasıl 911 hattını yenilemede başarısız olduğunu açıklarsınız yada benim sonraki aramam dijital sistemler olur. | Open Subtitles | اشرح لي كيف فشل تحديث نظام الإغاثة الذي كلف بليونين أو أن اتصالي القادم سيكون للأجهزة الرقمية |
| Onunla konuşup da benim Aramamı bekliyorsun diye yani-- | Open Subtitles | عندما أخذت رقمك ، في حالة تكلمتي وكنتِ تنتظرين اتصالي |
| Neredeyse benim kadar iyi. Telefonu kapattıktan hemen sonra mezarlığı aradım. | Open Subtitles | حسناً، اتصلت بمسئولي المقبرة بعد أنهيت اتصالي معهما |
| Onları bu yüzden aradım tatlım. Bize yardım edebilirler. | Open Subtitles | هذا سبب اتصالي بهما يا عزيزتي فبمقدورهما مساعدتنا |
| Ben de bunun için aradım. Bakan bugünkü denemeyi erteledi. | Open Subtitles | هذا سبب اتصالي في الواقع، قرّر السيّد الوزير تأجيل تجربة اليوم |
| Peki, olabilir, ama, aramamın sebebi bu değil. | Open Subtitles | حسنا , من الممكن ان هذا الصحيح لكن , ليس هذا سبب اتصالي |
| Aslında aramamın bir diğer sebebi de bu. Knob Hill Grand Otel bana bir araba gönderecek. | Open Subtitles | في الحقيقة هذا سبب اتصالي الفندق سيبعث سيارة لاصطحابي |
| Merhaba, Janet benim. Geç aradığım için üzgünüm. | Open Subtitles | مرحبا, جانيت اسف علي اتصالي في وقت متأخر |
| Bu kadar erken aradığım için üzgünüm. Yardımına ihtiyacım var. | Open Subtitles | أعتذر على اتصالي مبكراً لكنى أحتاج مساعدتك |
| Seni tekrar görme ihtimalimi azaltacak olmasına rağmen bu hafta birçok defa seni aradığımı biliyordum. | Open Subtitles | وعلمت بأنه كلما كثر اتصالي بكِ هذا الأسبوع كلما قل احتمال رؤيتك مرة اخرى |
| İyiyim ben, gerçekten. Kusura bakma, seni daha önce aramadım. | Open Subtitles | لا يوجد شيء، أنا بخير الآن وأعتذر لعدم اتصالي بك من قبل |
| - Bu saatte aramam sorun olmaz umarım. | Open Subtitles | اتمنى من انك لا تمانع اتصالي بهذه الساعه المتأخره |
| - Aramamı bekle. Peki, patron. | Open Subtitles | حسناً ، أيها الرئيس - انتظر اتصالي - حسناً ، أيها الرئيس - |
| Demek sonunda Telefonumu açmaya karar verdin. | Open Subtitles | اذاً انتِ اخيراً قررتِ ان تردي على اتصالي |
| Dinle, seni arama nedenim, Tony ve Emily Hughes için bir fona biraz para yatırıyor olmam. | Open Subtitles | اسمع, سبب اتصالي بك هو أني سأضع مالًا في صندوق لـ توني و اميلي هيوز |
| Onca yıldır yaratıcılığımın kaynağı her neyse, ona ulaştım. | Open Subtitles | مهما كان مصدر إبداعي طوال السنين الماضية فقد عاد اتصالي به |
| Belli ki değilim. Bu yüzden seni arıyorum. | Open Subtitles | من الواضح لا هذا السبب في اتصالي بك |
| Hey, Kate, geri aradığın için teşekkürler, yani binanın dışından. | Open Subtitles | مرحبا كايت, شكرا لردك على اتصالي من خارج المبنى |
| Ve şimdi Ruslar ile olan bağlantım koptu. | Open Subtitles | والآن فقدت اتصالي بأصدقائي الروس ماذا أفترض ؟ |
| Güzel. CTU'ya bağlantımı açık tutacağımı, böylece ekranda görebileceklerini söyle. | Open Subtitles | أخبر "وكالة مكافحة الإرهاب" أنني سأبقي جهاز اتصالي مفتوحاً حتى يستطيعوا المراقبة |
| Uzun süre çıktık ama aramalarıma cevap vermeyecek. | Open Subtitles | انه لا يرد على اتصالي ,وانا واعدته لمدة طويلة, |