| Charlotte aether olursa bir tedavi bulabileceğini söyledi. | Open Subtitles | شارلوت قالت إذا كان لديها الأثير فأنها يمكن أن تجد علاج |
| Ama tüm bu aether'ı tek form hâline dönüştürebileceğimize inanıyorum. | Open Subtitles | ولكني أعتقد بأننا يمكن أن نكثف كل هذا الأثير في نموذج واحد |
| aether'ı dönüştürmek Audrey göremezken, ben de böyle hissederken çok zor bir iş. | Open Subtitles | تحويل الأثير انها مهمة صعبة إذا كانت أودري عمياء وأنا أشعر بأن الجحيم مستعر داخلي |
| Sonra Kolombiya'ya giden bir eter variline takip cihazı yerleştirdik. | Open Subtitles | ..حتّى نـضـع جـهاز تتـبّع على شحـنة كولومبيـة محدده من الأثير |
| - Sen de bir doktorsun, Homer. Sen eter gibi kokmuyorsun. - Ben bir doktor değilim. | Open Subtitles | أنت طبيب هومر أنت لا تشم الأثير أنا لست طبيب |
| Ona biraz eter vermeyi isterdim. | Open Subtitles | سأكون مسرور لإعطائها القليل من مخدر الأثير |
| Problem ise, ether o kadar incelikli ve o kadar soyut geliyordu ki her seferinde, onu ölçme teşebbüslerinden kurtuluyordu. | Open Subtitles | والمشكلة هي أن هذا الأثير بدا غير ملحوظ جدا و لذلك شيء غير ملموس وأنها استعصت على كل المحاولات لقياسها. |
| Her şey yolunda giderse güneş batmadan aether'la birlikte dönerim. | Open Subtitles | إذا سارت الامور بشكل جيد، سأعود مع بعض الأثير قبل غروب الشمس |
| aether'ın onu güçlendirmesi için bir katalizöre tamamlayıcı bir enerjiye ihtiyacı var. | Open Subtitles | الأثير يحتاج إلى محفز طاقة تكميلية لشحن الحظيرة |
| Vince, babamla birlikte ahıra girersem onun içindeki aether'ı aktifleştirip boşluğu ve 27 yıllık döngüyü durdurabileceğimi söyledi. | Open Subtitles | قال فينس انه اذا ذهبت الى الحظيرة مع والدي فبأمكاني تفعيل الأثير فيه لإيقاف الفراغ ودورة ال 27 عاما |
| Ayrıca buraya bir daha giremezsen Charlotte aether'la sana nasıl yardım edecek? | Open Subtitles | الى جانب ذلك، كيف ستقوم شارلوت بمساعدتك مع الأثير اذا كنت محبوساً في الخارج |
| Yeni bir ahır inşa etmek için aether çekirdeğinden sonra ihtiyacımız olan diğer parça olduğunu söyledi. | Open Subtitles | وقالت انها قطعة أخرى نحتاجها إلى جانب نواة الأثير لبناء الحظيرة الجديدة |
| Mara'nın aether'a ihtiyacının olması beni sevmediği anlamına gelmez. | Open Subtitles | فقط لأن مارا بحاجة إلى الأثير فهذا لا يعني انها لا تحبني |
| Evrendeki her şey görünmez bir vasıtanın içinde oturuyor gibi gözüküyordu, bilimdamları buna "ışık saçan eter" dediler. | Open Subtitles | كل شيء في الكون يبدو أنه يجلس داخل وسيلة غير مرئية، ما يطلق عليه العلماء الأثير المضيء. |
| eter'in sırlarını çözeceğine inandığı teknikler ve hassas malzemeler geliştirmeye başladı. | Open Subtitles | بدأ في تطوير تقنيات وأدوات دقيقة التي اعتقد انها ستكون قادرة على فتح أسرار الأثير. |
| eter'in etkisini simüle ettiğimizde ne oluyor beraber bakalım. | Open Subtitles | دعونا ننظر إلى ما يحدث عندما نحاكي مفعول الأثير. |
| eter'e karşı hareket eden ve geri dönen ışık, ether boyunca yolculuk yapan ışığa göre bu yolculuğu değişik bir zamanda bitirir. | Open Subtitles | الضوء الذي يسافر ضد الأثير ويعود مرة أخرى يغطي هذه الرحلة في وقت مختلف عن الضوء الذي يسافر عبر الأثير. |
| Fakat, "Işıltılı eter" fikri o kadar kökleşmişti ki, kolayca, deneylerinin başarısız olduğuna inandılar. | Open Subtitles | لكن الفكرة ان الأثير مضيئ كانت راسخة جداً لدرجة أنّهم إعتقدوا ببساطة بأنّ تجاربهم قد فَشلت. |
| eter ile uymak niyetindeydim ama tüm garipliklere rağmen üstüme düştü tabii uyarmadan daha önce hiçbir kız.. | Open Subtitles | لتغفو مع الأثير ولكن رغم كل الصعاب انها سقطت على لي |
| Spreyi siktir et. ether var. Yanıcı madde. | Open Subtitles | دعكم من بخاخ الشعر، فلدينا الأثير سائل للبدأ |
| Beni tek endişelendiren eterdi. | Open Subtitles | الشيء الوحيد الذي أقلقني كان الأثير |
| Hayır. eterle bayıltıp buraya getireceksin. Elbise çantasına sıkıştır. | Open Subtitles | كلا, تعال بها إلى هنا, أفقدها الوعي بهذا الأثير وضعها في هذه الحقيبة |
| Eterin etkisi geçiyordu. | Open Subtitles | مفعول الأثير كان قد بدأ الزوال والمخدر كان قد زال تأثيره بالفعل |