| Sen irisin, şişman değil. En kötüsü şişman olmak. | Open Subtitles | أنت ضخم, لست سميناً الأسوأ أن تكون سميناُ |
| En kötüsü hala dışarıda bir yerde olduğunu bilmek. | Open Subtitles | إنّ الامر الأسوأ أن تعرف بأنّه ما زال هناك |
| En kötüsü 35 yaşında ve hala oyunculuk yapmaya çalışıyor. | Open Subtitles | الأسوأ أن سنها 35 عام و لازالت تحاول التمثيل |
| En kötüsü 35 yaşında ve hala oyunculuk yapmaya çalışıyor. | Open Subtitles | الأسوأ أن سنها 35 عام و لازالت تحاول التمثيل |
| Ama En kötüsü, orman gizemli seslerle kaplıymış. | Open Subtitles | لكن الأسوأ أن الغابة كانت مليئة بالأصوات الغامضة |
| En kötüsü, mastır derecesiyle mezun olup... sizin için bir iş olmaması. | Open Subtitles | الأسوأ أن تتخرج حاصلا على درجة الماجستير فلا تجد وظيفة لك |
| En kötüsü bitmiş olabilir | Open Subtitles | أتعلم أعتقد أن الأسوأ أن هذا الأمر سينتهي |
| Babamın ağacı, park, hepsi. En kötüsü de, şehir yaralanamazdı bile. | Open Subtitles | شجرة أبي , الحديقة , كل شيء الأسوأ أن البلدة ما كانت ستحصل على المنافع |
| Ama En kötüsü arkadaşlarımın inanması. | Open Subtitles | و لكنه الأسوأ أن تؤمن بالقليل يا صديقى |
| Ve En kötüsü de, En kötüsü de bir sivil olup biten hakkında senden daha fazla bilgi sahibi. | Open Subtitles | الأسوأ... ...أن مدنياً يعرف عن الوضع أكثر مما تعرف أنت |